

Fizik Tedavi Nedir?
Başlıca hareket sistemini ilgilendiren hastalıkların, vücudun dışında uygulanan ancak eklem ve yumuşak dokuları etkileyebilen aletlerle tedavi etme yöntemi olarak tanımlanan fizik tedavinin amacı kişinin günlük yaşam, romatizma gibi hastalıklar veya kaza sonucunda günlük yaşamını sürdürmesi için gerekli olan vücut fonksiyonlarının kaybolması veya azalması halinde; hastayı fizik tedavi, egzersiz, eğitim ve diğer tedavi tekniklerini kullanarak, mümkün olan en fonksiyonel düzey getirmek. Bu anlamda fizik t...
Elle tedavi anlamına gelen Manuel Tedavi eklemlerdeki hareket kısıtlılığını düzeltmek, ağrı ve fonksiyonel bozuklukları gidermek amacıyla yapılan bir tedavi yöntemidir.
Omurga ve ekstremite eklemlerindeki ağrı ve fonksiyon bozukluklarının tedavisinde yüz yıldan fazla bir süredir uygulanan manuel terapi, manipülasyon, mobilizasyon ve postizometrik relaksasyon teknikleri gibi yöntemleri içerir.
Manuel terapinin amacı, eklemlerdeki blokaj olarak adlandırılan kısıtlanmış hareketi postüral denge içinde, en yüksek derecede ve ağrısız artırıp, fonksiyonu sağlamak ve beden mekaniğini korumaktır.

Manuel terapinin etkin ve güvenli uygulanması için, lokomotor sistemin anatomik, biyomekanik ve nörofizyolojik olarak detaylı değerlendirilmesi gerekir.
Manipülasyon teknikleri, endikasyonları ve kontrendikasyonları belirleyebilen ve uygun tekniği seçebilen özel eğitimli fizyoterapistler tarafından uygulanmalıdır, aksi halde ciddi komplikasyonlar görülebilir.
Manuel tedavi sıklıkla omurga rahatsızlıklarında kullanılmakla beraber, diğer eklemlerde de uygun endikasyonlarda kullanılmaktadır.
Omurgada özellikle lomber ve servikal disk hernileri, mekanik bel ağrıları,faset sendromlarında uygulanır.
Manuelterapi nerelerde faydalı olur?
Manuelterapi, boyun, sırt ve bel ağrıları başta olmak üzere; kol, omuz, kas ve iskelet sistemindeki ağrılı sendrom ve hastalıkların tedavisinde başarılı olmaktadır. Cerrahi müdaheleyi gerektiren bazı disk kayması durumlarında da, vakanın ağırlığına bağlı olarak alternatif bir tedavi olarak iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Manuelterpide, kas ve/veya eklemlerin sıkıştırdığı sinirlerin serbest kalmaları sağlanabildiğinden, segmentlere bağlı olarak, migren, baş ağrısı, astım, hazımsızlık, artrit ve bazı duygusal bozukluklar dahi tedavi edilebilmektedir.
|
|
Refleksoloji, saglikli kalmak için ayaklardaki refleks noktalarini uyarmaya dayanan bir yönetimdir. Vücudun her bölgesinin ayaklarda bulunan belirli bir noktaya karsilik geldigi ve bunlara uygulayacaginiz basinçlarla tüm vücudu gevsetip dengeleyebileceginiz ve hatta bir dizi rahatsizligin sagaltimina yardimci olabileceginiz teorisinden yola çikar. Örnegin mide sorunlari, ayagin yuvarlak ve etli yerinin hemen altina, bas agrilari da ayak basparmagina uygulanacak bir basinçla giderilebilir. Noktalarinin çogu tabanlardadir, ancak ayagin üzerinde ve bilek çevresinde de birkaç nokta vardir.
Refleksoloji uzmanlari, vücudun herhangi bir yerindeki rahatsizligin ayaklarin bu bölgeye karsilik gelen noktasindaki duyarlilikla disari yansidigini söyler; hastaliklari teshis ettiklerini iddia etmezler ama iyi bir terapist vücudun neresinde bir zayiflik oldugunu rahatlikla bulabilir. Müsterilerim, saglik durumlari hakkindaki bazi ayrintilarin bu yöntemle dogru ve tam olarak saptandigini gördüklerinde sik sik hayrete düsmüslerdir.
Ayaklar çok karmasik bir yapiya sahiptir, ayak sorunlari da (nasir ve sertlikler) durusla ilgili veya daha baska rahatsizliklara yol açabilirler. Akciger sorunlari olan insanlarin ayaklarinin yuvarlak kisimlarinda (akcigerlere karsilik gelen bölge) sertlesmelerin sik görülmesi ve ayak basparmaklarinin altinda yara olanlarin da boyun sorunlarinin olmasi çok mümkündür.
Refleksolojinin nasil isledigine dair hiçbir bilimsel açiklama yapilmasa da yöntem çok basarilidir. En azindan, ayaklara bu sekilde masaj yapilmasi son derece gevseticidir. Ve bu genel sagliga da yansir. Gergin kaslarin kan damarlarini dolasimi kisitlayacak ölçüde büzmesi azalir, kanin serbestçe dolasmasi, hücrelere besin dagitmasi ve atiklari gidermesi saglanir. Refleksoloji, bunun yani sira pek çok ayak sorununu da çözer.
El Refleksolojisi
Ellerde de benzeri refleks noktalari bulunur ama, bunlar daha derinde oldugundan daha az duyarlidir ve yerlerini bulmak daha zordur. Yine de bu, çogu insanin elleri üzerinde çalisilmasinin çok hoslarina gitmesi ve oldukça gevsetici bir etki yaratmasi gerçegiyle dengelenir ve her yerde kolayca uygulanabilir de. Refleks noktalari ayaktakilerle hemen hemen ayni yerlerdedir: Birçogu avuçta bulunur, parmaklar ise basa karsilik gelir.
Refleksolojinin Tarihi
Refleksoloji, bugün bildigimiz kadariyla, Eunice Ingham’in 1930’lu yillardaki bölge sagaltimi çalismalarindan gelismistir. Tibbi bir masöz olan Ingham, ayaklara basinç uygulayarak tüm vücudu sagaltabilecegini görmüs ve çalismalari büyük bir basarila sonuçlanmistir. Ingham, vücudun her bölgesiyle ilgili refleks noktalarini gösteren bir ayak haritasi gelistirerek refleksolojinin temelini atmistir.
Bölge Sagaltimi
Refleksoloji, ayaklardaki çesitli noktalarda bulunan basinç noktalarini, rahatsizliklari iyilestirmek için kullanan bölge sagaltimina dayanir. Bu yöntemde vücut, düsey olarak tüm vücudu boydan boya geçip ayaklarda son bulan on bölgeye veya enerji kanalina ayrilir. Vücudun herhangi bir kismi, ayagin ayni bölgesindeki refleks alani üzerinde çalisilarak uyarilabilir.
Refleks Noktalarý
Refleks noktalarinin yerlerini hatirlamanin kolay bir yolu, vücudun ayak tabanlari üzerindeki izdüsümünü zihinde canlandirmaktadir. Ayak basparmagi basa, ayaklarin iç kenarlari da omurgaya karsilik gelir ve ana organlarla ilgili refleksler de kabaca, vücuttaki konumlarina göre yer alirlar.
Refleksoloji Uygulamasi
Bir refleksoloji seansinda, arkadasiniz rahatça oturmali ve bacaklari dizlerinin altina koyacaginiz minderlerle desteklenmelidir. Bazi uzmanlar müsterilerinin yere uzanmasini isterler, ama ben üzerinde çalistigim kisinin yüzünü görmeyi tercih ediyorum. Bu sekilde ayagin bir bölgesinin duyarli olup olmadigini söyleyebiliyorum ve yüzüne bakabiliyorum. Arkadasinizin ayaklarinin dibine oturun veya diz çökün ve ayaklarini kucaginiza ya da bir tabureye koyun. Ayagin her noktasinda çalisin.
Bu arada, vücudun karsilik gelen yerindeki bir soruna isaret eden duyarli bölgelere rastlayabilirsiniz, bazi yerlerde derinin altinda tanecikler varmis gibi hissedebilirsiniz bile. Bu sertlikleri dagitmak ve diger yerlerdeki tirnakliklari çözmek için bunlara daha çok özen gösterin. Bu sekilde bas ve sirt agrilarindan sindirim sorunlari ve uykusuzluga kadar pek çok sikayeti giderebilirsiniz. Bu bölgelere uygulayacaginiz basinçlar aci verici olabilir, bu yüzden arkadasinizin yüzünü dikkatle izleyin. Rahatsizliklarin hepsini birden iyilestirip giderebilmek için duyarli bölgelerde uzun süre çalismaktansa, birkaç kez tekrarlayarak hafifçe bastirmak daha iyidir.
Teknikler
Ayaklara masaj yapmayin, sadece her bir belli noktaya basparmaginizla tam bir basinç uygulayin. Bir elinizle ayagi sikica tutup digerinin basparmagiyla tirnagin hemen dibindeki kenarini kullanarak çalisin. Üç saniye kadar sikica bastirip milim milim ilerleyerek bir sonraki noktaya geçin. Parmaklarinizi kaydirabilecegi için yag kullanmayin; çok az talk pudrasi kullanabilirsiniz ya da dogrudan deri üzerinde çalisin.
Tam bir seans yaklasik 45 dakika ile bir saat arasi sürer. Asagidaki sira sadece kisa bir giristir. Önce sag, sonra da sol ayaga uygulayin.
Pasif Hareketler
1. Birkaç pasif hareketle ayaðý gevþeterek baþlayýn. Bir elinizle ayak bileðini tutup sabitleyin, diðeriyle de ayak parmaklarýný sýkýca tutarak ayaðý her iki yana doðru dörder kez döndürün.
2. Bir elinizle bileðin altýndan diðeriyle de ayak parmaklarýndan tutun. Aþil kiriþindeki gerginliði çözmek için ayaðý yavaþça öne ve arkaya doðru gerin. Eklemi asla fazla zorlamayýn.
3. Tüm ayaðý avuçlarýnýzýn arasýnda bir yandan diðer yana hýzlý bir þekilde döndürerek gevþetip ýsýtýn.
Temel Uygulama Sirasi
1. Ayagin yuvarlak kisminin altindaki diyafram hatti boyunca bastirin. Topuktan baslayip ana kavis boyunca ilerleyin, basparmaga kadar çalisarak omurga bölgesini uyarin.
2. Basparmagin tümünü ele alip her noktasinda çalisin, çünkü bu bölge basa karsilik gelir. Sonra, tek tek her parmakta hiçbir noktasini atlayamadan devam edin.
3. Ayagin üstündeki kirisler arasinda bir dizi basinç uygulayin. Her bir olukta, parmaklarin bitim yerinden bilege kadar çalisin. Bu basinçlar gögüslerdeki gerginligi çözer.
4. Akcigerleri sagaltmak için basparmagin altindaki etli kismin her yerinde basinçlar uygulayin. Sol ayakta, iç kenara dogru olan kalp bölgesine daha çok zaman ayirin.
5. Bel hattindan diyafram hattina kadar çapraz çizgiler halinde basinçlar uygulayin. Özellikle sindirim sistemi için topuktan bel hattina kadar ayni sekilde devam edin.
6. Bilegin tüm çevresinde basinçlar uygulayin. Bu bölge bel, üreme organlari ve bacaklara karsilik gelir. Bel agrisini önlemek ya da gidermek için topugun her yerinde çalisin.
Kendi Kendine Refleksoloji
Baska birinin yapmasindan daha az gevsetici olsa da, kendi kendinize de etkili bir refleksoloji uygulayabilirsiniz.
Refleksoloji uzmanlari, saglikli kalabilmek için her gün ayaklarinin üzerinde çalismanizi önerirler. Saglikli bir vücut saglikli ve agrisiz ayaklarla kendini belli eder, siz de artik ayaklariniza bakim yapmaya özen göstermelisiniz.
Ya bir ayaginizi diger bacaginiz uyluguna koyarak oturun ya da bir bacaginizi bükerek uzanin ve diger ayaginizi dik duran uylugunuza yaslayin. Yukarida verilen sirayi izleyerek tüm ayaginizda yavas yavas çalisin. Agrili ya da duyarli olan bölgelerde özel bir çaba harcayin: Basinci asamali bir sekilde arttirin ve agriyi yayarak gidermeye çalisin. Birkaç kez tekrarlayin.
| Manuel Terapi (MANUEL FİZİK TEDAVİ) MUCİZE BİR TEDAVİ MİDİR? | ||||
|
|
Manuel Terapi (MANUEL FİZİK TEDAVİ) MUCİZE BİR TEDAVİ MİDİR?
Elle yapılan tedavi anlamına gelir. Eklemlerde, omurgada, konnektif dokuda ve kaslardaki kısıtlılıkları, ağrıyı ve fonksiyon kaybını tedavi etmek için el ile vücuda uygulanan mobilizasyon/ manüplasyon(eklemler), yumuşak doku vb. tekniklerinin tamamıdır.
Mobilizasyon: Eklemlerdeki fizyolojik veya yardımcı hareketleri kullanarak, kontrollü, osilatör veya sabitlenmiş bir kuvvetle mobiliteyi arttırarak ağrı azaltmak için kullanılan bir yöntemdir. Hasta hareketi durdurabilir.Ör: Mulligan Konsepti
Manüplasyon: Anestezi altında yapılabildirği gibi bir ekleme yüksek hızda kısa amplütütlü uygulanan ve de eklemin anatomik hareket sınırının ötesine geçmeyen yöntemdir. Hasta harekete engel olamaz. Genellikle ‘’klik ‘’ sesi alınır.
Yumuşak doku teknikleri: Yumuşak dokuya elle uygulanan değişik masaj teknikleridir. Derin Stroking Masajı, Friksiyon Masajı, Skar Doku Mobilizasyonu Vb.
Hİçbİr cİhaza veya makİnAya İhtİyaç yoktur. AynI zamanda dİagnostİk amaÇLIda kullanIlmaktadir. Bu tedavİyİ uygulayan kİşİyede manuel terapİst denmektedİr. TIp hekİmlerİ arasInda az bİlİnen bİr yöntemdİr. Manuel teDAVİYİ uygulaYan kİşİnİn artrokİnematİk, anatomİ, kas-İskelet sİstemİ rahatsIzlIklarInI ve MANUEL TEDAVİ teknİkleriİNİ bİlmesi şarttIr.
Manuel terapİnİn tarİhİ hİpokrata dayanIr.Teknolojİnİn gelİşmesİne rağmen manuel terapİ geçerlİlİğİnİ korumuş ve de bİlİmsel alt yapIsInI güçlendİrmİştİr. Dünyada manuel terapİ alanInda bİrçok akademİ ve enstİtü kurulmuştur. Bu kuruluşlar özellİkle fİzyoterapİstlere meslek sonrasI eğİtİmler vermektedİr. ÖR:
AyrIca yaklaşIk 15 yIldIr pub med index te bİlİmsel olarak bu alandakİ çalIşmalar aşağIdaki dergİlerede yayInlanmaktadIr..
Manuel terapİyİ kİmler uygular ?
Başta fİzyoterapİstler olmak üzere, bazI ülkelerde şİropraktİsler, osteopatlar ve fİziatrİsler de bu uygulamalarI yapmaktadır. Gelİşmİş ülkelerİn çoğunda mesleklere aiİ spesİfİk uygulama alanlarıIdevletler tarafIndan belİrlenmİşken maalesef ülkemİzde bİrİncİl manuel terapİ uygulayIcIlarI kIrIkçIIve çIkkçIlardIr. Tabİ bu kİşİler bu alanda eğİtİm almamIş kİşİlerdİr. Bu gelenek eskİ mIsIr ve asya geleneğİdİr. Malesef ülkemİz bu alanda çok gerİdedİr.Fİzyoterapİstler lİsans eğİtİmİnde manuel terapİyİ ders olarak almaktadIr. Son zamanlarda ülkemİzdekİ fİZYoterapİstler Almanya, Hollanda, AvustUralya, Amerİka gİbİ ülkelerden gelen fİzyoterapİstlerden manuel terapİ teknİklerİ hakkInda teorİk ve pratİk eğİtİmler alarak uygulamaktadIrlar. Ülkemİzde bu alanda açIk çok fazladIr. Devletİmİzİn bu alanda, örnek ülkelere benzer uygulama yapmasI şarttIr.
ÇOK BASİT BİR MANUEL FİZİK TEDAVİ TEKNİĞİ İLE GEÇEBİLECEK BİR RAHATSIZLIK İÇİN HASTALARA BİR SÜRÜ TETKİK VE TEDAVİ UYGULANMAKTA VE BUNUN FATURASI DEVLETE ÇIKMAKTADIR. Ülkemİzdekİ uygulamalar fİzİk tedavİ değİl çoğunlukla fİzİksel tIp kültürüdür (yanİ elektroterapİ kültürü).Fİzİk tedavİ gören bİr hastaya ülkemİzde klasİk olarak yüksek olasIlIkla hotpack, ultrason, tens (bazen enterferansİyel , cİhazla traksiyon) uygulanmaktadır.
Manuel terapİ (MANUEL FİZİK TEDAVİ) teknİklerİ nelerdİr.
Dünyada bİrçok farklI teknİk vardIr. Bu teknİkler bölgesel olarakta ülkeden ülkeye değİşmekle beraber fİzyoterapİstler tarafIndan en çok kullanIlan mobilizasyon/ manüplasyon ve yumuşak doku teknİkleriİ aşağIdakİlerİdİr.
KULLANILMAKTADIR. AYRICA
HAZIRLAYAN: Fİzyoterapİst erkan alp
![]() |
Çesitli hastaliklarin tedavisinde kullanilan fizik tedavi ajanlarindan bazilari sunlardir:
TENS:
Elektrotlar yardimiyla agrili bölgeye ve belirli bir sinirin besledigi alana verilen özel bir elektrik akimidir. Çesitli tipleri vardir. Bu yöntem genellikle günde 30-60 dakika ve 10-15 seans kadar uygulanir. Vücut içinde salgilanan morfin benzeri bir hormonu arttirarak etki gösterdigi gösterilmistir.
ULTRASOUND:
Vücut dokularina yüksek frekansli ses dalgalari gönderilerek derin dokularda isi artisi saglar bu yolla o bölgedeki damarlarda genisleme, dolayisiyla beslenmeyi ve iyilesmeyi hizlandirir. 3-10 dakika arasinda uygulanir.
SICAK PAKETLER (HOT PACK):
Içine silikat jeli doldurulmus plastik ya da su sizdirmaz kumas torbalardir.Daha yüzeyel dokularin isinmasini saglar. Bu yolla agrinin kontrol edilmesinde yardimcidir. Uygulama 10-30 dakika arasindadir.
SOGUK PAKETLER (COLD PACK):
Bazi hastaliklarda sicak yerine soguk uygulamalardan yararlanilir. Uygulama genellikle 5-15 dakika arasindadir.
INFRARUJ (KIZILÖTESI):
Kizilötesi isinlar, agriyi azaltmak, yüzeyel isi artisi ve kas gevsemesini saglamak amaciyla kullanilir. Uygulama süresi 10-15 dakika kadardir.
MIKRODALGA DIATERMI:
Bir çesit elektromagnetik dalga kullanilarak yapilan fizik tedavi metodudur.
LASER:
Çesitli vücut bölgelerinde, agriyi artiran belirli spazm alanlarina, uygulanir.
TRAKSIYON:
Özel bir alet yardimiyla omurlari birbirinden uzaklastirma yöntemidir.Traksiyon uygulamalarinda çekim süresi ve çekim kuvveti her hastaya göre özel olarak belirlenir. Yatar ya da oturur pozisyonda çekim uygulanir, sürekli ya da aralikli çekim yapilabilir.
Enfeksiyon hastalıklarının önlenmesi, hijyenik şartların eskisine göre daha iyi olması, mesleklerin daha komplike hale gelmesi, medeniyetin insanlara sunduğu imkanlardan daha fazla yararlanma isteği, insanların daha çok çalışması vs …. Bu durum günümüzde meslek hastalıkların daha sık görülmesine yol açmıştır.
Kişilerin yaptıkları meslekle ilişkili olarak vücutlarında ortaya çıkan rahatsızlıklara meslek hastalıkları adı verilir. Meslek hastalıkları iş kazalarından tamamen ayrı bir kavramdır.
Toz ve diğer hava kirleticilerine bağlı hastalıklar
Kas iskelet sistemi hastalıkları: Duruş bozuklukları, tekrarlayan hareketler, belli kas, eklemlerin ve yumuşak dokuların zorlanmaları, vibrasyona maruz kalma.
Deri hastalıkları: Allerji, egzema, astım vs.
Kanla temas eden mesleki gruplar: Sağlık personeli
Çalışma ortamına bağlı hastalıklar: Sıcak, soğuk, zemin durumu, gürültü, ışık
Ruhsal Hastalıklar:
Bankacılık, finans, mali sektörler
Psikiyatristler, psikologlar
Anestezistler, acil çalışanları, cerrahlar
Depresyona eğilimi artıran meslekler
Mesleki memnuniyetsizlik; düşük ücret, zor işler, uzakta çalışma, sevimsiz yer
Bunlar klinik olarak başlıca 3 grupta toplanabilir.
Spesifik (özgün): tendinit, KTS, el, kol vibrasyon sendromu.
Az spesifik: boyun ağrıları, bel ağrıları
Non spesifik: RSİ (tekrarlayıcı zorlanma bozukluğu), CTD (birikici travma bozukluğu), overuse sendromu (aşırı kullanım), servikobrakial sendromlar (boyun kol ağrıları)
Kas İskelet Sistemi Hastalıkları
Baş ağrıları
Boyun ağrıları
Omuz ağrıları
Dirsek ağrıları
El, el bileği tendinitleri, KTS (el bilek kanalı sendromu)
El, kol vibrasyon sendromu
Psikosomatik problemlerle birlikte olan MFAS (miyofasial ağrılar)
DİŞ HEKİMLERİNDE EN SIK GÖRÜLEN RAHATSIZLIKLAR Duruş bozuklukları; Öne eğik çalışma, boynun öne ya da yana eğik tutulması, kolun belli pozisyonlarda uzun süre tutulması, sürekli ayakta durma veya oturma. Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları kadınlarda daha sık görülür.
Depresyon: Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları ile birlikte görülür.
Kontakt dermatitler nispeten daha az görülür ve daha az risklidir.
Önlemek için neler yapılabilir? Çalışma ortamının hekime göre tasarlanması. Çalışma ortamının boya uygun olması, hasta üzerine eğilinmemeli, kalça ve dizler 90˚ fleksiyonda olmalı, ayakta dururken bir ayak yükseğe konulmalı, sandalyenin ayak ve kol destekleri mutlaka olmalı, boyun hareketleri 15˚ yi aşmamalıdır.
Aydınlatmaya dikkat edilmelidir.
Aletler kolayca ulaşılabilir yerlerde olmalıdır.
Oturma ve ayakta durma dengeli bir şekilde dağıtılmalıdır.
Diş hekimlerinin özellikle boyun ekstansorları, omuz elavatörleri, dirsek, el bileği ve parmak adalelerini düzenli olarak antrene etmeleri gereklidir.
Ayrıca iyi bir stres yönetimi programı olmalıdır. Dengeli çalışma, kendine vakit ayırma, ortamın nezaketi, sessizliği, huzurlu ve düzenli bir aile hayatı vs.
Ayrıca bu grup insanlarda tendinit, bel fıtığı ve boyun fıtığı gibi rahatsızlıklar acil olarak tedavi edilmeli ve gerekli iş modifikasyonları yapılmalıdır. Ergonomi nedir?İnsanla iş arasında ilişkiyi tanımlayan bir kavramadır. Çalışma mekanının ve yapılan işin kişinin özeliklerine uygun hale getirilmesidir. Doğru oturmak, doğru ayakta durmak, doğru görmek, eklemleri doğru kullanmak, işe olan dikkati muhafaza etmek çok önemlidir.GirişUzun sürelerle boyun fleksiyonda, üst kol abduksiyonda ve statik kas aktivitesi ile çalışmak zorunda olan diş hekimlerinde kas-iskelet sistemine ait yakınmaların varlığı kaçınılmazdır. Bu sorunlar daha çok boyun, omuz, dirsek, el bileği ve bel bölgesine lokalize sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca uzun süre ayakta durma varis, lenfödem gibi dolaşım bozukluklarına da zemin hazırlamaktadır.
Son yıllarda bu amaçlarla yapılan çalışmaların bir kaç tanesinin gözden geçirilmesi bile diş hekimlerinde kas-iskelet sistemine ait sorunların yaygınlığını ve bunların meslek yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerini göstermektedir. Diş hekimlerinde mesleğin getirdiği zorunlu, zaman zaman uygunsuz duruş ve aşırı kullanım nedeni ile torasik çıkış sendromu, periferik nöropatiler, repetetif hareket injurileri (tuzak nöropatileri), servikal spondiloz, myofasial ağrı sendromları, glenohumeral eklem osteoartrozu, lomber strain, lomber disk hernisi gibi günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayan, iş ve sosyal verimi düşüren kas-iskelet sistemi hastalıkları karşımıza çıkar. Boyuna Ait Mesleki Sorunlar1. Myofasial ağrı sendromu: Servikal hassas tetik noktalar ve yansıyan ağrı ile karakterize bir tablodur. Kronik ağrı nedenleri arasında tanısı en sık konulan ve en çok rastlanan grubu oluşturur. Boyundan kola vuran ağrı, hareket zorluğu, kola yayılan uyuşma hissi, yorgunluk gibi belirtiler vardır.
2. Kas spazmı: Mesleki nedenlerle boynun uzun süreli fleksiyonu veya sık rotasyonunu gerektiren durumlar kas kontraksiyonu sonucu boyun ve kolda ağrı, gerilme hissine ve zamanla foraminal darlıklara ve dejeneratif değişikliklere (spondiloz) yol açabilir.3. Spondiloz: Ağrı, hassasiyet, hareket kısıtlılığı, sabah tutukluğu en sık rastlanılan yakınmalardır, ileri servikal spondilozda osteofitlerin sinir köküne basısı ile üst ekstremitelere yansıyan uyuşukluk hatta daha ciddi nörolojik bulgular ortaya çıkabilir. Yapılan çalışmalar büro görevi yapanlarda C5 - C6, bedenen çalışanlarda ise C6 - C7 tutulumunun daha sık olduğu gösterilmiştir.
Tanısı anamnez, detaylı fizik muayene ve uygun radyografik tetkikler (direkt grafi, CT, MRI) ile konulan tabloların tedavisinde en önemli basamak kişinin sorunu ile ilgili bilgilendirilmesidir. Sorunun çözümünde postüral nedenlerden kaynaklandığını bildiğimiz bu tablolarda medikal tedaviden (basit analjezikler, NSAİİ) daha önemli olan fizik tedavi uygulamaları (yüzeysel sıcak, yüzeysel soğuk, derin ısıtıcılar, analjezik akımlar, masaj, traksiyon) ve gevşetme, güçlendirme egzersizleri ile soruna yol açan zorlayıcı postürü olabildiğince modifiye edebilmektir. Omuza Ait Mesleki Sorunlar
Torasik outlet sendromu (TOS): Toraksın üst kısımda nörovasküler yapıların kompresyonu sonucunda ortaya çıkan semptom kompleksidir Kompresyonun lokalizasyonu ve bası altında kalan yapılara bağlı olarak klinik bulgular ortaya çıkar. Torasik çıkış bölgesi klavikula tarafından supraklavikular, retroklavikular ve infraklavikular olmak üzere 3 bölgeye ayrılır. Subklavian arter ve brakial pleksus bu 3 bölgede farklı nedenlerle basıya uğrayabilir. Diş hekimlerinde TOS'a yol açabilecek neden bu yapıların infraklavikular bölgede omuzun mesleki pozisyonu olan hiper abduksiyonuna bağlı olarak pektoralis minor tendonu ve korakoid çıkıntı altında komprese olabilmesidir.
En sık görülen yakınma omuz ve kol ağrısıdır, ilaveten pozisyonla ortaya çıkan uyuşma, güçsüzlük hissi bulunabilir. C8 ve T1 kökleri sıklıkla basıya uğradığı için ulnar sinir alanında yanıcı ağrı ve uyuşma olabilir.
Muayenede hipoestezi, kas güçsüzlüğü ve atrofı saptanabilir, üst ekstremitede ödem, renk ve ısı değişikliği olabilir. Tanı özel muayene manevralarının (+) sonuç vermesi ile konur.
Ciddi vasküler veya nörolojik bulgu yoksa tedavi konzervatiftir.
Hastanın eğitimi, postür bozukluklarının düzeltilmesi, doğru postür eğitimi, fizik tedavi ajanları ile tedavi ve egzersiz en etkili konservatif tedavi yaklaşımlarıdır. El Bileğine Ait Sorunlar 1.Karpal Tünel Sendromu (KTS): Özellikle dolgu yaparken el bileğine binen yük (20 N) ve diğer tedaviler sırasında el bileğinin zorlu fleksiyon ve ekstansiyonda tutulması diş hekimlerinde repetitif hareket injurisi oluşturarak KTS oluşumuna yol açabilir.
KTS median sinirin el bileğinde karpal tünel içinde kompresyonu sonucu meydana gelen bir tablodur. Herhangi bir bireyde ortaya çıkabilirse de en sık endüstri işçileri ile hobisi veya işi gereği tekrarlayın bilek hareketi gerektiren işlerde çalışanlarda, vibrasyon oluşturan cihaz kullananlarda görülür. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür (2:1 - 7:1). Klinik semptomlar genelde sinsi başlangıçlıdır. Bazan major travma sonrası ani başlar. Erken bulgu median sinir innervasyon alanında yanma, karıncalanma, uyuşma şeklinde ortaya çıkar. Uyuşmayı ağrı izler. Yakınmalar çoğunlukla gece ortaya çıkar ve hastayı uyandırır. Kişi kolunu yukarı kaldırarak veya elini sallayarak rahatladığını ifade eder. Ağrı ve parazteziye zamanla elin ince motor fonksiyonuna ilişkin bozukluklar eşlik edebilir. Tedavisi yapılmayan KTS olgularında tenar kas atrofisi, belirgin motor kayıp, en hafif cisimlerin bile düşürülmesi bulguları oluşur.
Tanı en iyi anamnez ve fizik muayane ile konur. Elektrofizyolojik inceleme ancak şüphede kalınırsa yapılmalıdır. ENMG'yi altın standart kabul eden yazarlarda vardır.
En uygun ve etkili tedavi yöntemi el bileği aktivitelerinde uygun modifikasyon ve el bileğinin nötral pozisyonda splintlenmesidir. En azından bulgular yatışıncaya kadar el bileğinde tekrarlayıcı aktivite çok kısa süreli olmalı, hatta mümkünse hiç yapılmamalıdır. Bileğin ekstansiyon ve fleksiyonuna izin verilmemeli, nötral pozisyonda tutulmalıdır. Splintleme ve hareket modifikasyonuna rağmen düzelme yoksa NSAİİ'lar, lokal steroid enjeksiyon, el bileğine US ve yüzeyel ısı kullanımı önerilir. Konzervatif tedavinin başarısız olduğu durumlarda cerrahi dekompresyon gerekir.
2.Tetik parmak: Elin en sık görülen tekrarlayıcı zorlanma yaralanmasıdır. Fleksör sinovit tablosudur. Elin tekrarlayan kavrama aktiviteleri gibi aşırı kullanımı ile baş parmak, orta parmak veya yüzük parmağında ortaya çıkan stenozan tenosinovit MTP eklem üzerindeki fleksor tendon kılıfında 1. anüler ligaman seviyesinde fibrozise neden olur. Stenoz bölgesinde tendon nodülü gelişir. Nodul ve/veya tendon kılıfı kalınlaşması mekanik olarak fleksör tendonun sinoviyal kılıf içinde kaymasını zorlaştırır. Sonuçta ağrı ve tetik parmak oluşur.
Tedavide el aktivitelerinin modifikasyonu, lokal ısı tedavisi, .egzersiz, NSAİİ önerilir. Gece atelleri ile tetik parmağın ekstansiyon pozisyonunda sabitlenmesi uyku sırasında ağrılı fleksiyonu önler. Etkilenen tendon kılıfına steroid enjeksiyonu etkili bir tedavi seçeneğidir. Nadiren cerrahi gerekir.BELE AİT MESLEKİ SORUNLAR Bel Ağrısı; Toplumda bel ağrısı sıklığı % 80'ler civarındadır. 40 yaşın üzerinde sıklık yaklaşık % 50 dir.
Bel ağrılarının büyük çoğunluğu bölgesel mekanik bir bozukluktan kaynaklanır. Mekanik bel ağrısı fiziksel aktivite ile uyarılır ve istirahatle hafifler, mekanik olmayanlar ise istirahatle artan, fiziksel aktivite ile azalan özellik gösterir. Bel ağrısında spesifik etyolojiyi belirlemek kolay olmamakla birlikte ağır yaşam koşulları, vücut mekaniğinin yanlış kullanımı, tekrarlayıcı hareketler, fiziksel kondüsyonun iyi olmaması gibi faktörlerin bel ağrısı oluşumunda rol oynadıkları bilinmektedir.
Diş hekimlerinde de çalışma pozisyonunun getirdiği vücut mekaniğinin yanlış kullanımı, tekrarlanan lomber fleksiyon ve rotasyon hareketleri mekanik bel ağrısı nedeni olabilmektedir.
311 diş hekiminde yapılan bir araştırmada % 92'sinin oturarak % 8'inin ayakta çalıştığı tespit edilmiştir.
Bel konusunda önemli bir otorite olan Nachemson'un intra diskal basınç çalışmalarından da bildiğimiz gibi ayakta iken intra diskal basınç 100 kp iken oturma ile bu 140 kp'ye, oturduğunuz yerde öne eğilirseniz 175-180 kp'ye çıkmaktadır. Dolayısı ile orturarak çalışmak diş hekimlerinde ciddi intra diskal basınç artışına yol açarak mekanik bel ağrıları içinde en önemlilerinden olan lomber disk herniasyonuna zemin hazırlamaktadır.
Konunun detaylarına diğer bölümlerde ayrıntılı olarak anlatıldığı için girilmeyecektir. Fakat ağrıya maruz kalabilecek kişilere öneriler şunlar olacaktır:
Kişilerin % 80'i yaşam boyunca en az bir kez bel ağrı atağı geçirir.
Çoğu mekanik kaynaklıdır.
% 80 - 90'i yapılan tedaviden bağımsız 6 haftada iyileşir.
% 25 - 50'sinde ilk yıl içinde yeni atak oluşur.
Hem hekim - hem hasta için tedavi süresince sağ duyulu olmak esastır.
Tedavide alışkanlık yapan ilaç ve ani verilen cerrahi kararından kaçınılmalıdır.
Hastaların sadece % 1-5'inde cerrahi endikasyon vardır.
Tedavi programları mutlaka hastaya spesifik olmalı ve hastadaki durum değişikliklerine göre modifiye edilmelidir.
Bel ağrısı nedeni ile işten uzak kaldıkça işe geri dönme ihtimali azalacağından mümkün olduğunca erken işe dönme konusunda hasta motive edilmelidir.
Bu bilgiler ışığı altında bel ağrısı olan kişi mutlaka doğru uzman hekime başvurmalı ve uygun tedaviyi almalıdır.
Uygun tedavi de en önemli konu kişinin ağrı oluşturan aktiviteleri olabildiğince modifiye ederek yaşamını sürdürmesinin sağlanmasıdır. Ayrıca fizik tedavi ajanları, egzersiz programları temel tedaviyi oluşturur.
Tüm verilen bilgilere ilaveten yapılan bir çok çalışmada kadın diş hekimlerinde kas-iskelet sistemi yakınmalarının daha çok olduğu gösterilmiştir.
Bunun sebebininde kadınların ev işleri, aile sorumluluğunu daha fazla oranda üstlenmiş olmalarının getirdiği ilave yük ve iskelet ve kas yapısının daha narin olması olduğu kanısına varılmıştır.
Sonuç olarak, diş hekimlerinde kaçınılmaz olan uygunsuz postürün ciddi kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açmamasının sağlanabilmesi için;
Diş hekimlerine kas-eklem-tendonlarını aşırı zorlamamaları için "vücutlarının farkında olma hissi" verilmelidir.
Fiziksel fitnesi arttırıcı yöntemler uygulanmalıdır.
Çalışma koşullarına, daha çok eğilinilmelidir.
Zararlı psikososyal stres etkenler en aza indirgenmelidir.
Hangi prosedürlerin (dolgu, köprü gibi) yakınmaları arttırdığı belirlenerek dental prosedür komponentleri ile ilgili ileri araştırmalar yapılmalıdır.
Dental gereçlerin ergonomik dizaynlarını geliştirmede ileri araştırmalar yapılmalıdır.
| ÜST EKSTREMİTENİN PERİFERİK SİNİR KLİNİK ANATOMİSİ | ||||
|
|
|
Brakial Plexus:
C5,6,7,8 ve Th1 seviyelerinden çıkan sinirlerin birleşmesi ile oluşur. C5 ve 6 birleşerek üst trunkusu, C7 nin kendisi yalnız başına orta trunkusu, C8 ve Th1 kökleri birleşerek alt trunkusu oluştururlar. Yukarı ve aşağı trunkustan gelen posterior dallarla orta trunkusun posterior dalı birleşir böylece posterior kord oluşur. Orta trunkustan ayrılan anterior dalla üst trunkusun anterior dalı birleşir böylece lateral kord oluşur. Aşağı trunkusun anterior dalı medial kordu oluşturur. Üst ekstremitenin periferik sinirleri bu kordlardan çıkar; lateral kordun bir dalı muskülokutaneöz siniri, diğer dalı median siniri, posterior kordun bir dalı aksiller siniri, diğer dalı radial siniri ve medial kord ulnar siniri oluşturur.
Aksiller sinir:
C5,6,7,8 ve Th 1’den kaynaklanır. Kolda tricepsi, ön kolda brakioradialis ve supinatorü ve diğer ekstansör grup kaslarını uyarır. İnspeksiyonla el bileğine bakılır; paralizisinde düşük el oluşur. Ön kol dorsal adalelerinde atrofi görülür. Kas testinde dirseği dirence karşı ekstansiyon, on kol dirsek ekstansiyonda iken supinasyon, el bileği ve parmaklara ekstansiyon yaptırması istenir. Refleks muayenesinde triceps ve brakioradialis reflekslerine bakılır. Duyu muayenesinde 1 ve 2.ci parmaklar arası bölgenin dorsal yüzünün duyusu araştırılır.
|
Vojta Tedavi Yöntemi

1954 yılında Çekoslavak asıllı , çocuk nöroloğu olan Dr. Vaclav Vojta tarafından ilk defa tarif edilmiştir.1968 yılına kadar Çekoslovakya’da çalışmalarına devam eden Dr. Vojta, bu yıldan itibaren Almanya’ya göçmen olarak giderek çalışmalarına burda devam etmiştir. Erken teşhis ve tedavi olmak üzere iki alanda çalışmalar yapmıştır.
Yenidoğan döneminden bir yaşa kadar olan gelişimi inceleyen Dr.Vojta, bu süre zarfında gelişen refleksleri ve hareketleri bir araya getirmiş, böylece hareket sistemindeki gerilikleri teşhis etmeye yardımcı olan, erken tanı yöntemini bulmuştur. Kinezyolojik olarak motor gelişimi inceleyen V.Vojta , üç önemli mihenktaşını ve üç önemli yaşa göre dayanma yüzeylerini açıklamıştır.
GELİŞMENİN MİHENK TAŞLARI
1. Altıncı ayda çift taraflı dönme,
![]() |
![]() |

2. Sekizinci ayda resiprokal emekleme,
3. Onbirinci aydan itibaren vertikalizasyon yani ayakta durmanın başlaması
DAYANMA YÜZEYLERİ:
1.Bebek üçüncü ayda , yüz üstü pozisyonda , her iki kolun dirseklerinin iç kısmına dayanarak başını karnın üst kısmına kadar kalkar. Böylece bir üçgen oluşturmuş olur. Bu şekilde dayanabilen çocuğun baş kontrolü gelişmeye, omurgası dikleşmeye, omuz kasları arasında ilişki doğru olarak kurulmaya başlamış demektir. Bu otomatik mekanizmanın zamanında gelişmesiyle çevresini görme, tanıma ve uzaydaki oryantasyonunu sağlama imkanını sağlamış olur.
2.Sağlıklı çocuklar 4.5 ‘uncu ayda, yüz üstü pozisyonda, başın arkasındaki kolun dirseğine, başın arkasındaki bacağın üst kısmına, yüzün baktığı taraftaki dizin iç kısmına dayanır. Diğer koluyla hedefteki oyuncağa uzanır. Bu motor gelişimle baş ve gövde hareketlerinin birbirlerinden ayrı, bağımsız çalışmaya başladığını gösterir. Böylece omurga adeleleri ,kol ve gövde adeleleri birbirleriyle koordine şekilde çalışabilmektedir.
3. 7.ayın başlarında çocukta destek yüzeyi dizlere doğru kaymaya başlamıştır. El ayasının bileğe yakın olan kısmına dayanır. Bu aşamadan sonra kol ve bacakların ayrı ayrı çalışması, emekleme hareketine hazırlanmasına yardımcı olur.
Dr.Vojta , altı araştırmacının rapor ettiği postural reaksiyonlarla , Vojta reaksiyonunu birleştirerek bir yaşın altında tanı konulma imkanını sağlamıştır.Bu şekilde ön tanı olarak
SANTRAL KOORDİNASYON BOZUKLUĞU TANISI’NI koyan Dr.Vojta , bunu çok hafif, hafif, orta ve ağır olmak üzere dört bölüme ayırmıştır. Orta ve hafif santral koordinasyon bozukluğu olan çocuklarda ileride serebral palsi yada başka hareket bozukluklarının ortaya çıkacağını, hafif santral koordinasyon bozukluğu olanlarda ise basit motor gecikmelerinin olacağını rapor etmiş ve bunun için erken tedavi yöntemi olan VOJTA TEDAVİ yöntemini tavsiye etmiştir.1954 yılında, spastik çocukları ve yenidoğan bebekleri inceleyen Dr.Vojta , aynı tip hareketlerin belli noktalardan hareketle çıktığını tesbit etmiştir. Bu incelemeler sonucunda iki ana kaba hareket şekli tarif etmiştir: Refleks emekleme ve refleks dönme.
Hareketler sırasında, adelelerin koordineli şekilde çalışmasına refleks lokomasyon prensibi denir. Normal motor hareketin ortaya çıkartılması için belli noktalar, belirli açılarda uyarılmaktadır. Bu uyarımlar sonucu her zaman aynı hareketler ortaya çıkmaktadır. Bu hareketler rehabilitasyon süresince defalarca tekrarlanır, böylece normal olmayan yapı çözülür ve normal adele gelişimi olur.
Tedavi sırasında çocuğa verilen pozisyon her zaman aynıdır ve tedavi sırasında bu pozisyon yastıklarla desteklenerek bozulmaması sağlanmalıdır.Verilen uyarıyla tüm vücutta destek alma, dikleşme ve öne doğru hareket aktivasyonları ortaya çıkar. Bu harekete direnç vererek adele gücünün artmasına, hareketlerin tedavi sırasında defalarca tekrarlanmasına ve böylece spastisitenin çözülüp, normal motor gelişimin ortaya çıkmasına imkan sağlar. Uyarım noktaları ana ve yardımcı noktalar olmak üzere ikiye ayrılır. Uyarım etkisi sadece yapılan kısma değil, tüm vücudadır.Refleks emeklemenin pozisyonu : Baş bir tarafa dönük, yüzün baktığı taraftaki kol 125 derece açıklıkta önde, başın arkasıdaki kol gövdenin yanında, bacaklar hafif açık ve kıvrık. Uyarım
sırasında direnç verilmezse çocuk başını tam aksi tarafa çevirir, yüze bakan kol öne gelir, çocuk bir adım öne sürünmüş olur .

UYARI NOKTALARI:ANA NOKTALAR :
1.Dirseğin iç kısmındaki kemik (Humerusun iç epikondili)
2.Dizin iç kısmındaki kemik ( Femurun iç kondili )
3.Bileğin iç kısmı ( Radiusun stiloid çıkıntısı)
4. Topuk (Tüber calcani )
YARDIMCI NOKTALAR :
1.Omuz (Acromion ),
2. Kürek kemiği (Skapulanın iç kenarı ) ,
3.Popo ( Gluteal bölge )
4.İki kaburga arası ( 7-8. Costalar arası ) ,
5. Çene altı ,
6.Kasık (Spina iliaca anterior superior)
Refleks Dönmenin pozisyonu : Çocuk sırt üstü yatar . Baş hafifçe anneye doğru yan çevrilmiştir. Bu hareket sonucu çocuk yan tarafa döner.Uyarıma devam edilirse emekleme pozisyonuna geçer. 

UYARIM NOKTASI : Göğüs kafesinde,memenin iki altındaki iki kaburga kemiği arası , ( 7.-8. costalar arası,mamiller çizgi ) Bu noktalara verilen uyarılar mutlaka üç boyutlu olmalıdır.Düzgün basılmadığı taktirde tedaviniz boşa gider.Mutlaka sertifikası olan terapistlerden öğrenilmesi gerekmektedir.Günde 3-4 seans , en fazla günde 90 dakika yapılmalıdır.Buda mutlaka fizyoterapistinizin tavsiye ettiği süre ve şekilde olmalıdır.Hiçbir zaman tek seansta bunu vermemelidir .Günü aşağı - yukarı dörde bölerek yapılmalıdır. Solunum , kalp problemi olan bebeklerde çok dikkatli kullanılması gerekmektedir.Tedavi sırasında çocuklar tepkisel olarak ağlayabilirler , bu onların canı acıdığı için değil , sabit tutulmaya olan tepkileridir .
VOJTA TEDAVİSİNİN UYGULANDIĞI PROBLEMLER :
1.Basit motor gerilikleri ,
2.Asimetrik vücut gelişimleri ,
3. Serebral palsi ,
4.Doğumsal boyun eğrilikleri (torticollis )
5. Doğumsal kol felçleri (Brachial pleksus felci )
6. Bel açıklığı ( Spina Bifida ) ,
7. Kaza sonrası oluşan felçler ,
8. Doğumsal kas hastalıkları ve vücut bozukluklarında ( Artrogrypozis multipleks, skolyoz, düşük ayak deformitesi v.s....)
9. Kromozom bozuklukları ( Down sendromu vs...)
10. Yetişkin hemiplejisi.
|
|
Fizyoterapistlik Meslegi, dünyada yaklasik 112 yildir, ülkemizde ise 45 yildir toplum sagligi ve yasam kalitesi ile dogrudan ilgili bir bilim dali olarak gelisimini sürdürmektedir. Fizyoterapi bilimi, kas iskelet sinir sisteminin, anatomisi, egzersiz, masaj, çesitli fiziksel ajanlarin vücut sistemlerine etkileri ile ilgili bilgiler isiginda fiziksel fonksiyonlarin gelistirilmesi amaci ile baslamistir.
Fizyoterapistlik meslegi dünyada özellikle savaslar, travmalar ve çocuk felci epidemilerini takiben olusan özürlü nüfusun fonksiyonel kayiplarini giderebilmek amaci ile dogmus ve pek çok asamadan geçerek günümüzdeki popüler konumuna ulasmistir. Günümüzde tip bilimindeki ilerlemeler ve saglik bakim alanindaki gelismelere paralel olarak hastalarin yasama sanslarinin artmis, yasamak kadar yasam kalitesinin önemli oldugunun anlasilmasi ile saglikli olmak taniminin daha genis bir perspektifle degerlendirilmesi fizyoterapistlere duyulan ihtiyaci arttirmistir.
|
|
Duruş (postür) vücut kısımlarının diziliş ve düzenidir. Postür statik veya dinamik olarak ikiye ayrılır. Oturma, ayakta durma, yatma sırasında vücudun duruş şekline statik postür (sabit duruş), hareket esnasında vücudun duruş şekline ise dinamik postür (hareketli duruş) denilir.
Normal postür (duruş) nedir ?
Kas iskelet sisteminde bir zorlanmaya sebep olmayan, vücudun normal eğriliklerinin korunduğu, eklemlere uygulanan kuvvetlerin dengeli dağıldığı duruşa normal postür yada normal duruş denilir.
İyi bir postür eğitimi çocukluk yaşından itibaren başlar. Kötü postür hayatın ileri dönemlerinde karşılaşılabilecek birçok romatizmal hastalığın, organ bozukluklarının ve ruhsal bozuklukların sebebi olabilir.
İdeal ayakta durma pozisyonu
Baş dik ileri ve geri eğiklik yapmaksızın yanlardan bakıldığında kulaklar tam omuzlar hizasında olmalıdır. Göğüs dik durmalı bel ve boyundaki çukurluklar normalden fazla veya az olmamalıdır. Karın düz olmalıdır. Omuzlar dik olmalı, çökmüş gibi olmamalıdır.
İdeal yatış pozisyonu
Yatak sert ve düz olmalı, vücut ağırlığı ile yaylanmamalıdır. Baş ve gövde uyum içinde olmalıdır. Yastık çok alçak veya çok yüksek olmamalı, boyundaki çukurluğu destekleyecek kadar olmalıdır. Çok yumuşak yastıklar zararlıdır. Ayrıca çok sert ve yüksek yastıklar başın askıda kalmasına ve boynun zorlanmasına sebep olur.
İdeal oturma pozisyonu
Oturma postürü ayakta durma postürüne göre daha gevşek bir postürdür. İdeal bir oturmada yük her iki kalça üzerine eşit olarak dağılmalı, bel ve sırt dik olmalıdır. Oturulan yer yeterli yükseklikte olmalı, her iki ayak yere eşit olarak temas etmelidir. Çalışma esnasında öne eğilmeyi önlemek için masaya yakın oturulmalı, araba kullanılıyorsa direksiyona yakın olunmalıdır. Sırt ve mümkünse baş, eğimi hafif arkaya bakan bir destekle desteklenmelidir. Otururken kolların bir destekle desteklenmesi omuz ve boyuna binen yükü azaltır.
Sık rastlanan duruş bozuklukları ve sebepleri
Kifoz (kamburluk) : Sırt omurgasının öne doğru eğik olmasıdır. Aşırı kilolular ve gebelerde görülebilir. Düz tabanlık gibi deformiteler, ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıklar, bel çukurluğunda artma, karın kaslarında zayıflık, zayıf sırt kasları, desteklenmeyen iri göğüsler vs kifozun en önemli sebepleridir. Ayrıca göğüslerin çıkması döneminde kızlar öne eğilerek otururlar bu da dorsal kifoza (kamburluk) sebep olur, bu durum daha sonraki boyun, omuz ve sırt ağrılarına zemin hazırlayabilir. Kifoz kürek kemiği hareketlerini etkileyerek düşük omuz, torasik çıkışın daralması (boyundan çıkıp kollara giden damar ve sinirlerin geçtiği dar bir bölge) gibi ilave problemlere yol açabilir. Osteoporoza bağlı çökme kırıklarında ilerlemiş kifoz deformiteleri görülür.
Sırt omurgasının öne doğru eğik olmasıdır. Aşırı kilolular ve gebelerde görülebilir. Düz tabanlık gibi deformiteler, ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıklar, bel çukurluğunda artma, karın kaslarında zayıflık, zayıf sırt kasları, desteklenmeyen iri göğüsler vs kifozun en önemli sebepleridir. Ayrıca göğüslerin çıkması döneminde kızlar öne eğilerek otururlar bu da dorsal kifoza (kamburluk) sebep olur, bu durum daha sonraki boyun, omuz ve sırt ağrılarına zemin hazırlayabilir. Kifoz kürek kemiği hareketlerini etkileyerek düşük omuz, torasik çıkışın daralması (boyundan çıkıp kollara giden damar ve sinirlerin geçtiği dar bir bölge) gibi ilave problemlere yol açabilir. Osteoporoza bağlı çökme kırıklarında ilerlemiş kifoz deformiteleri görülür.
Lordoz (çukur bel) : Beldeki normal çukurluğun artmasıdır. Karın, sırt, kalça kasları ve bağlarındaki dengesizlikler ve güç kayıpları bel çukurluğunu artırır. Gebelikte bel çukurluğu artar. Ayrıca karın kaslarında gevşeklik, aşırı kilo lomber lordozu artırır. Lomber lordonun en önemli sonucu bel ve bacak ağrılarıdır. Ayrıca omurlarda kayma (spondilolistezis) olan hastalarda lombel lordoz (bel çukurluğu) artmıştır.
Beldeki normal çukurluğun artmasıdır. Karın, sırt, kalça kasları ve bağlarındaki dengesizlikler ve güç kayıpları bel çukurluğunu artırır. Gebelikte bel çukurluğu artar. Ayrıca karın kaslarında gevşeklik, aşırı kilo lomber lordozu artırır. Lomber lordonun en önemli sonucu bel ve bacak ağrılarıdır. Ayrıca omurlarda kayma (spondilolistezis) olan hastalarda lombel lordoz (bel çukurluğu) artmıştır.
Kifolordoz (kamburluk ve çukur bel) : Bu kişilerde sırtta kamburluk, belde de çukurluk vardır. Kalça öne doğru eğiktir. Bu hastalarda dizler arkaya eğik, kalçalar ise öne eğiktir. Baş öne doğrudur, ancak kamburluktan dolayı boyundaki çukurluk artmıştır. Bu hastalarda boyun, omuz, sırt, bel ve bacak ağrıları sık görülür.
Bu kişilerde sırtta kamburluk, belde de çukurluk vardır. Kalça öne doğru eğiktir. Bu hastalarda dizler arkaya eğik, kalçalar ise öne eğiktir. Baş öne doğrudur, ancak kamburluktan dolayı boyundaki çukurluk artmıştır. Bu hastalarda boyun, omuz, sırt, bel ve bacak ağrıları sık görülür.
Arkaya eğik bel: Bu duruş bozukluğunda kalçalar önde, dizler geridedir. Sırt belirginleşmiş, göğüs kafesi öne çıkmış ve vücudun ağırlık merkezi ayağın ön kısmına kaymıştır. Bu duruş bozukluğunda omurga (bel, boyun, sırt) ve omuz ağrıları sık görülür.
Bu duruş bozukluğunda kalçalar önde, dizler geridedir. Sırt belirginleşmiş, göğüs kafesi öne çıkmış ve vücudun ağırlık merkezi ayağın ön kısmına kaymıştır. Bu duruş bozukluğunda omurga (bel, boyun, sırt) ve omuz ağrıları sık görülür.
Bu tip postürel bozuklukta arka uyluk kasları zayıf ve uzun, tensor fasia lata kası kuvvetli, iliotibial bant gergindir.
Düzleşmiş bel: Bu postürde karın kasları kuvvetli, bel ekstansörleri (doğrultucu kaslar) zayıftır. Kalça ve diz eklemi hiperekstansiyondadır (aşırı doğrulmuş). Kalça fleksörleri (bükücü kaslar) uzun ve zayıf, arka uyluk kasları kısa ve kuvvetlidir. Düzleşmiş belde disklere binen yük arttığı için bel fıtığı riski artar.
Bu postürde karın kasları kuvvetli, bel ekstansörleri (doğrultucu kaslar) zayıftır. Kalça ve diz eklemi hiperekstansiyondadır (aşırı doğrulmuş). Kalça fleksörleri (bükücü kaslar) uzun ve zayıf, arka uyluk kasları kısa ve kuvvetlidir. Düzleşmiş belde disklere binen yük arttığı için bel fıtığı riski artar.
Düşük omuz : Uzun süre masa başında çalışanlar, bilgisayar ve daktilo gibi klavyeli cihaz kullananlar, borsa çalışanları gibi sürekli bir ekran izlemek zorunda kalanlar, çok fazla miktarda el işi (ince iş) yapanlarda sırtta kamburluk, omuzlarda çökme ve yuvarlaklaşma ve boynun öne doğru eğim yapması şeklindeki duruş bozuklukları ile çok sık karşılaşırlar. Bu kişilerde aynı pozisyona maruz kalmaktan ve tekrarlayan mikrotravmalardan dolayı omuz ağrıları, boyun ağrıları, kürek kemikleri arasında ağrı, kol ve el bileği ağrıları çok sık görülür. Bazen ciddi boyun fıtıkları, dejeneratif değişiklikler (boyun kireçlenmeleri), rotator manşon tendinitleri, kümülatif travma hastalığı, karpal tünel sendromu ve torasik çıkış sendromları görülebilir. Uzun süreli kötü ve aynı pozisyonda ders çalışan öğrenci ve akademisyenlerde de benzer tablolar görülebilir.
Uzun süre masa başında çalışanlar, bilgisayar ve daktilo gibi klavyeli cihaz kullananlar, borsa çalışanları gibi sürekli bir ekran izlemek zorunda kalanlar, çok fazla miktarda el işi (ince iş) yapanlarda sırtta kamburluk, omuzlarda çökme ve yuvarlaklaşma ve boynun öne doğru eğim yapması şeklindeki duruş bozuklukları ile çok sık karşılaşırlar. Bu kişilerde aynı pozisyona maruz kalmaktan ve tekrarlayan mikrotravmalardan dolayı omuz ağrıları, boyun ağrıları, kürek kemikleri arasında ağrı, kol ve el bileği ağrıları çok sık görülür. Bazen ciddi boyun fıtıkları, dejeneratif değişiklikler (boyun kireçlenmeleri), rotator manşon tendinitleri, kümülatif travma hastalığı, karpal tünel sendromu ve torasik çıkış sendromları görülebilir. Uzun süreli kötü ve aynı pozisyonda ders çalışan öğrenci ve akademisyenlerde de benzer tablolar görülebilir.Duruş egzersizleri
Ayakta yapılacak egzersizler
Çeneniz geride, başınız dik, kollarınız gövdeye yakın, karın düz olacak şekilde yürümeye çalışınız. Kauçuk tabanlı, kaymayan ayakkabıları tercih ediniz. Yürürken ayaklarınız dışa doğru değil öne doğru baksın.
Bir duvara karşı durup kollarınızı kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın. Bu esnada karnınızı içeri çekerek belinizi düzleştirmeye çalışın. Bu egzersizi yaparken bir kolunuzu kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırırken, diğer kolunuzu indirebildiğiniz kadar aşağıyı doğru uzatın. Daha sonra kollarınızı değiştirin.
Ellerinizi arkadan bel ortasına getirin. Eğilebildiğiniz kadar arkaya eğilmeye çalışın. Bu esnada karın kaslarınızın kasıldığını hissedin.
Sırtınızı bir duvara yaslayınız, ayaklarınızı 25 cm kadar duvardan uzağa koyunuz. Dizleriniz hafif bükülü durumda iken baş, omuz ve sırtınızı duvarla temas halinde tutunuz. Bu pozisyonda, duvarla temas halinde iken aşağı-yukarı kayın. Sırt bölgenize plastik bir top koyarak bu egzersizi daha etkili hale getirebilirsiniz.
Oturarak yapılacak egzersizler
Başka bölümlerde anlatılan boyun egzersizleri uzun süre oturmaktan kaynaklanan zorlanmaları dengelemek için kullanılabilir.
Otururken omuzlarınızı kaldırabildiğiniz kadar kaldırın. Sonra omuzlarınızı öne, aşağıya ve arkaya hareket ettirerek daireler çizin. Bu hareketi ayakta da yapabilirsiniz.
Arkalıklı bir sandalyede yada taburede oturun. Kürek kemiklerinizi orta hatta doğru yaklaştırabildiğiniz kadar yaklaştırın.
Arkalıklı bir sandalyeye oturun. Sandalyenin kollarından tutarak sırt bölgenizi sandalyenin üst destek noktasına getirerek geriye doğru geriniz.
Yatarak yapılacak egzersizler
Dizleriniz bükülüyken sırt üstü uzanın. Başınız ve omuzlarınızı yere koyun. Bu esnada kalça, uyluk ve gövdenizi kaldırarak köprü kurun. Bu egzersizi daha sonra sağ ve sol bacağınızdan ayrı ayrı destek alarak tekrarlayın.
Dizleriniz bükülü iken sırt üstü yatın. Kalçanız çok hafif kalkarken, karnınızı içe çekin ve bel çukurluğunu yere bastırmaya çalışın.
Sırt üstü dizleriniz bükülü iken yatın, kürek kemiklerinizin arasına rulo haline getirilmiş büyükçe bir havlu koyun. Omuzlarınızı aynı anda yere doğru yaklaştırmaya çalışın.
Yüzüstü uzanın önce sağ sonra sol kolunuzu havaya kaldırmaya çalışın. Aynı hareketi karnınızın altına bir yastık koyarak kollarınız yanda iken tekrar ediniz. Bu hareketi yaparken sağ ve sola doğru gövdenizi esnetin.
Kaynak:Yazar Doç.Dr. Turan USLU
18 Mayıs 2012 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28296 YÖNETMELİK Millî Eğitim Bakanlığından: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik, 5580...
Read moreTBMM Genel Kurulu'nda, Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı.Kanuna göre, eczane açılabilmesi için gerekli olan ruhsatname konusunda meydana...
Read moreHastanelerdeki suiistimalleri ortadan kaldıracak ve faturaları hastaların denetimine açacak sistem için hazırlıkların tamamlandığı belirtildi. SGK Başkanı Fatih Acar, TRT’de katıldığı bir programda, çalışmalarda sona gelindiğini ve kısa...
Read moreHastanın yaşadığı rahatsızlık beyni ile elleri arasındaki iletişimin yok olmasına yol açmıştı. Bunun sonucu olarak, hasta, ellerini kıpırdatamıyordu. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki cerrahlar hastaya, deyim yerindeyse, yeni bir sinir hattı döşedi...
Read moreBalıkesir'de, doğum sırasında beyni oksijensiz kalan Süleyman Buğra, 6 yıllık çabanın ardından "uzay terapisi" yöntemiyle hayata ilk adımını attı. Anne Özlem Saraç "Bu, bizim için en büyük mutluluk" dedi Özlem -Mesut...
Read moreHatırlanacağı üzere Sağlık Bakanlığı 6 Ekim 2011 tarihinde mauyenehane standartları ile ilgil bir Genelge yayınlamıştı. Genelgede muayenehanelerde bulunması gereken bina girişi, kapılar, rampa ve sahanlıklar, asansörler, merdivenler, merdiven basamakları, ...
Read moreEdinilen bilgiye göre, Tokat Medikal Park Hastanesi Doktorlarından Beyin Cerrahi Uzmanı Cengiz Cepoğlu, poliklinikte bir hasta yakınının saldırısına uğradı. Kanlar içinde kalan Cepoğlu’nun aldığı darbeler sonucu elinde...
Read moreKOGEM Müdürü Prof. Dr. Erdal Karaöz, hayvanların kemik iliğinden elde ettikleri kök hücre ve gen tedavisini deneysel omurilik hasarı oluşturdukları hayvanlarda test ettiklerini belirterek, kronik olmayan omurilik hasarlarında kök hücrelerin...
Read moreSağlık Bakanı Recep Akdağ, hastanelerde acil yardım butonları oluşturacaklarını söyledi. Akdağ, “Şu anda sistem bir numarayı arayarak hareket geçiyor. Özellikle riskli alanlarda, acil servisler gibi alanlarda doğrudan sistemi harekete geçirecek...
Read moreElle reçete yazma dönemi artık sona eriyor. Sosyal Güvenlik Kurumunun başlattığı yeni uygulama herkese büyük kolaylıklar getiriyor. Peki yeni sistem nasıl çalışıyor? Tedavi işlemleri tamamlanan hastanın eline artık reçete tutuşturulmayacak. Doktor hastayı tedavi ettikten...
Read more
| Tasarim zkan AKIR |
Yayinlanan yazilarin izin alinmadan kopyalanmasi ve kullanilmasi 5846 sayili Fikir ve Sanat Eserleri Yasasina gre sutur.