Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon

See more details
Hayatınıza Hareket Katıyoruz

See more details
Manuel Fizyoterapi Uygulamları

See more details
Güncel Saglık Haberleri

See more details
Bel Boyun Hastalıkları

See more details

Fizik Tedavi Rehabilitasyon

Fizik Tedavi Rehabilitasyon Nedir?

Fizik tedavi nedir?

Hastalıkların tedavisinde fizik ajanların (ısı, hareket ışın, elektrik) kullanıldığı bir tıp dalı. Fizik tedavi, vücudun motor (hareketle ilgili) fonksiyonlarını etkileyen hastalık veya ağrıların tedavisini, hastaların rehabilitasyonunu (eski hale getirilmesini) sağlayarak yapan bir uzmanlık dalıdır. Bu sebeple "fizik tedavi-rehabilitasyon" bilim dalı olarak da adlandırılır. Fizik tedavi hastaların daha rahat ve verimli bir hayata dönmesini gaye edinirfizik tedavi

Esas itibariyle insan vücudu muhtelif enerji şekillerinin husule geldiği muazzam bir yapıdır. Bu muazzam yapı içinde meydana gelen fiziki ve kimyevi olaylar, sıcaklık, mekanik hareket gibi neticeler sağlar. Organizmanın kendi içinde meydana gelen bu fizik enerji şekillerinin yanında dışarıdan da fiziki enerjilerin verilmesi ve enerji şekli ve dozuna göre vücutta çeşitli değişikliklerin meydana getirilmesi mümkündür.

Fizik tedavi vasıtalarının hemen hepsi, insan vücuduna cilt yoluyla tatbik edilen vasıtalardır. Derimiz sadece koruyucu değil, daha birçok vazifesi olan bir organımızdır. İç organların bir kısmı, hemen üzerlerindeki bir kısmı da daha uzak noktalardaki deriyle, sinirleri vasıtasıyla sıkı bir temas ve münasebet halindedir. Deriden yapılan tesirler ile iç organlarda ortaya çıkan olaylara revülsiyon denir. Genel olarak fizik tedavi, deri ve derialtı dokusunda, damarlarda değişiklikler husule getirip, metabolizmaya tesir etmek için kullanılır.

Tarihin çok eski devirlerinden beri insanlar, fiziki ajanları, hastalıkların tedavisinde kullanmışlardır. Başlangıçta güneş, tabii sıcak su kaynakları, torpidobalığının elektrik deşarjları gibi tabii fizik enerji kaynaklarını tedavi vasıtası olarak kullanan insanlar, teknik ilerledikçe yeni fiziki kaynakları hastaların istifadesine sunmuşlardır. Sun’i fizik vasıtalarının tedavi sahasında kullanılmaya başlanmasındaki en mühim amil, elektrik enerjisinin keşfi ve kullanılmaya başlanmasıdır. Elektriğin hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanılması ise 18. yüzyılda Benjamin Franklin tarafından gerçekleştirilmiştir.

Fizik tedavi bir tıbbi servis olarak Birinci Dünya Savaşından sonra gelişti. Bu gelişmeye çocuk felci salgınları ve savaşların sonucunda ortaya çıkan sakatlanmış genç insan yığınları sebep oldu. Daha sonraları fizik tedavi, kırık, yanık, verem, bel ağrıları, bayılmalar ve sinir harabiyetleri ile de ilgilendi. Fizik tedavi, ortopedik cerrahi ile de yakından ilgilidir. Bundan başka hemen her tıp dalında uzmanlaşmış hekimler tarafından fizik tedavi hastalara sık olarak tavsiye edilmektedir.

Fizik tedavinin amaçları şöylece özetlenebilir: Ağrının giderilmesi, kuvvet ve hareket gibi fonksiyonların yeniden sağlanması, zaruri hareketleri yapabilmesi için hastaya gereken eğitimin verilmesi, vücudun çeşitli fonksiyonlarının ölçülmesi. Bu son konudaki testler: Kas kuvveti, eklem hareketlerinin derecesi, soluk alma kapasitesi, kalp fonksiyonlarının ölçülmesi gibi konuları ihtiva eder.

Tedavi tipleri: Sık kullanılan metodlar şunlardır: Isı, masaj, hareket (egzersiz), elektrik akımı ve fonksiyonel eğitim.

Isı: Genellikle tedavi edilen bölgede ağrıyı azaltıcı ve dolaşımı tenbih edici etkisi sebebiyle kullanılır. İnfrared lambaları, kısa dalgalı radyasyon veya diatermi akımları, sıcak nemli kompresler, sıcak su, erimiş haldeki parafin mumu veya ultrason (ses ötesi) dalgaları şeklinde uygulanır.

Masaj: Temelde dolaşıma yardımcı olmak, ağrıyı veya kas kasılmalarını (spazmı) azaltmak gayesiyle uygulanır. Masaj daha çok eller vasıtasıyla, bazen da girdaplı su veya mekanik cihazlar vasıtasıyla yapılır.

Egzersiz: En çok uygulanan tedavi şeklidir. Bu yolla eklemdeki hareket miktarı arttırılır veya kasın uyumlu bir şekilde hastanın kontrolü altında kasılıp gevşemesi sağlanır. Hareket fizik tedavi uzmanı tarafından yaptırılır. İyice eğitilen hastalar da düzenli olarak kendi başlarına belli eksersizleri yapabilirler. Pasif denilen başkasının yaptırdığı veya kendisi bir güç harcamadan yapılan hareketler eklemin hareket kabiliyetini arttırmada yardımcı olabilirler. Bir kasın kuvvetlenmesi lüzum ettiğinde hastaların aktif hareketler yaparak kasları çalıştırmaları gerekmektedir. Çeşitli egzersiz cihazları mevcuttur. Egzersiz tedavisi eklem hareketini kısıtlayan durumlarda, felçlerde, soluk alma bozukluklarında kullanılır.

Elektrik akımları: Sathi kaslara ciltten düşük akımlar uygulanarak kasılma sağlanabilir. Bu metod zayıflamış kasların alıştırılması ve sinirlerin sağlam olup olmadığını anlamada kullanılır.

Fonksiyonel eğitim: Bu yolla hastanın sakat haline rağmen rahat ve güvenilir bir hayat sürmesi ve ihtiyaçlarını karşılayabilmesi sağlanır. Bu tip bir eğitim uzun zaman alır. Hastaya sadece sakat kısımlarını değil, diğer uzuvlarını da kullanmasını gerektiren çeşitli meşguliyetler öğretilir.


DOGRU VE EKSIKSIZ FIZYOTERAPI HIZMETI NEREDEN ALINIR?



Çagimizda insana verilen deger, her yüzyildan daha fazla. Insan ömrü uzadikça fiziksel problemler daha da artiyor. Engelliyi, yasliyi, yürüme güçlügü çekeni eve ve yataga bagli kilan anlayis hizla degisiyor.

“Fizyoterapi-rehabilitasyon” kapsamina giren hastalik listesi uzadikça uzuyor. Beli,boynu,omzu, dizi agriyan bir “fizyoterapist” e gitmeli derken; kalp ameliyati sonrasi, ya da solunum sikintisi çeken de ve bunlarla ugrasan da fizyoterapi hizmetlerini vazgeçilmez kabul ediyor. Hastanelerin, yogun bakimlarin, kliniklerin, engelli ünitelerinin vazgeçilmez elemani oluyor gün geçtikçe “fizyoterapist”. Koruyucu hekimlikte de hastalanmadan vücudu düzgün kullanmayi ögretmek, ergonomi tekniklerini uygulamak, yani sorun ortaya çikmadan önlem almak yine fizyoterapi-rehabilitasyonun kapsamina giriyor.

Fiziksel problemlerin halledilmesine yönelik her geçen gün yeni görüsler, yeni teknikler ortaya atiliyor. Bütün bu kavram kargasasinda “fizyoterapi-rehabilitasyon”a olan ilgi giderek artiyor. Ilginin artmasi ve bu alandaki seçeneklerin çogalmasina paralel ister-istemez bu isin suiistimalini gündeme tasiyor. Güvenilir, eksiksiz ve reel fizyoterapi hizmeti almak için dogru adrese basvurmak önem kazaniyor. Yasin uzamasina paralel yeni problemlerin ortaya çikmasi ve bu problemlerle ugrasma yöntemleri hizla gelisirken asil amacin yasam kalitesini arttirmak oldugunu gözden kaçirmamali. Yani, yasami uzatmaktan ziyade uzayan yasam sürecinde üretkenligin devamini saglamak, günlük aktivite, sosyal faaliyet ve hobilerin devamliligini saglamaktan bahsediyoruz.

Fizyoterapi ve fizyoterapi teknikleri gelistikçe, çesitlendikçe branslasma bu alanda da kendini gösteriyor. Kimi engelliyle ugrasiyor, kimi agriyla, kimi sporcuyla ,kimi de yasliyla, yani geriatriyle… bu konudaki uzman ve merkez sayisi giderek çogaliyor. Ihtiyaca ve talebe göre kendini gelistiren hastaneler ve merkezler, bu alandaki kaliteyi yükselterek hem hastalara daha iyi hizmet vermek, hem de hastanede kalis süresini kisaltarak ekonomik tasarruf sagliyorlar. Ise ve günlük yasama dönüsü hizlandiran rehabilitasyon hizmeti hastalarin vazgeçilmez bir tedavi bütünleyicisi oluyor bir bakima.

Genel popülasyonun giderek yaslanmasi, onlara yönelik hizmetlerin yayginlasmasini ve bu baglamda da rekabetin ortaya çikmasina yol açiyor. Geriatrik rehabilitasyon hizmeti veren huzurevi, hastane ve merkezlerin sayisinin artmasina ragmen talebin daha fazla oldugu göz ardi edilemez. Ekonomik kosullarin agirlasmasi ve bu baglamda bu merkezlerden hizmet almanin oldukça zorlastigi düsünüldügünde sosyal güvencelerin gündeme gelmesi ve bunlardan faydalanmanin zorunlulugu kaçinilmaz oluyor.

Ülkemiz kosullarinda devlete bagli huzurevleri ve hastaneler disinda bu hizmeti veren çesitli vakif ve özel kuruluslar mevcut. Kökleri çok eskiye dayanan Darulaceze’in önemi göz ardi edilemez. Darüssafaka Vakfi’nin bu alanda yaptigi yatirimlar dikkat çekici. Bunlarin yani sira ülkemizde Osmanli’dan beri faaliyette olan azinlik vakiflarina bagli hastaneler de bu alanda iddiali hizmet vermekte.

Rekabet sansini asil yükselten seyin uzman kalitesi ve sayisi oldugun vurgulamadan geçemeyecegim. Çünkü elinizdeki araç-gereçlerin gösterisinden çok uzmanin verdigi hizmetin kalitesi ve hastaya dogru, eksiksiz ve gerçek tedaviyi uygulamasiyla farklilik kazanirsiniz. Öne çikmasi gereken unsur da bu olmalidir. Insani öne çikaran ve hastayi bir meta olarak görmeyen anlayis her zaman kazanir. Dogru yaklasim tedavi ederken güleryüzlü hizmet, güven veren eller ve sorunlari konusarak, karsilikli anlayis çerçevesinde çözmeye çalismaktir. Merkezinizde insan ve insana yakisan seyler olursa uygulamalariniz da o kadar etkin olur.
Hayrettin Horız

Manuel Terapi

 

Elle tedavi anlamına gelen Manuel Tedavi eklemlerdeki hareket kısıtlılığını düzeltmek, ağrı ve fonksiyonel bozuklukları gidermek amacıyla yapılan bir tedavi yöntemidir.

Omurga ve ekstremite eklemlerindeki ağrı ve fonksiyon bozukluklarının tedavisinde yüz yıldan fazla bir süredir uygulanan manuel terapi, manipülasyon, mobilizasyon ve postizometrik relaksasyon teknikleri gibi yöntemleri içerir.

Manuel terapinin amacı, eklemlerdeki blokaj olarak adlandırılan kısıtlanmış hareketi postüral denge içinde, en yüksek derecede ve ağrısız artırıp, fonksiyonu sağlamak ve beden mekaniğini korumaktır.

Manuel terapinin etkin ve güvenli uygulanması için, lokomotor sistemin anatomik, biyomekanik ve nörofizyolojik  olarak detaylı değerlendirilmesi gerekir.

Manipülasyon teknikleri, endikasyonları ve kontrendikasyonları belirleyebilen ve uygun tekniği seçebilen özel eğitimli  fizyoterapistler tarafından uygulanmalıdır,  aksi halde ciddi komplikasyonlar görülebilir.

Manuel tedavi sıklıkla omurga rahatsızlıklarında kullanılmakla beraber, diğer eklemlerde de uygun endikasyonlarda kullanılmaktadır.

Omurgada özellikle lomber ve servikal disk hernileri, mekanik bel ağrıları,faset sendromlarında uygulanır.

Manuelterapi nerelerde faydalı olur?

Manuelterapi, boyun, sırt ve bel ağrıları başta olmak üzere; kol, omuz, kas ve iskelet  sistemindeki ağrılı sendrom ve hastalıkların tedavisinde başarılı olmaktadır. Cerrahi müdaheleyi gerektiren bazı disk kayması durumlarında da, vakanın ağırlığına bağlı olarak alternatif bir tedavi olarak iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Manuelterpide, kas ve/veya eklemlerin sıkıştırdığı sinirlerin serbest kalmaları sağlanabildiğinden, segmentlere bağlı olarak, migren, baş ağrısı, astım, hazımsızlık, artrit ve bazı duygusal bozukluklar dahi tedavi edilebilmektedir.

Refleksoloji-Ayak Masajı

Refleksoloji, saglikli kalmak için ayaklardaki refleks noktalarini uyarmaya dayanan bir yönetimdir. Vücudun her bölgesinin ayaklarda bulunan belirli bir noktaya karsilik geldigi ve bunlara uygulayacaginiz basinçlarla tüm vücudu gevsetip dengeleyebileceginiz ve hatta bir dizi rahatsizligin sagaltimina yardimci olabileceginiz teorisinden yola çikar. Örnegin mide sorunlari, ayagin yuvarlak ve etli yerinin hemen altina, bas agrilari da ayak basparmagina uygulanacak bir basinçla giderilebilir. Noktalarinin çogu tabanlardadir, ancak ayagin üzerinde ve bilek çevresinde de birkaç nokta vardir.
Refleksoloji uzmanlari, vücudun herhangi bir yerindeki rahatsizligin ayaklarin bu bölgeye karsilik gelen noktasindaki duyarlilikla disari yansidigini söyler; hastaliklari teshis ettiklerini iddia etmezler ama iyi bir terapist vücudun neresinde bir zayiflik oldugunu rahatlikla bulabilir. Müsterilerim, saglik durumlari hakkindaki bazi ayrintilarin bu yöntemle dogru ve tam olarak saptandigini gördüklerinde sik sik hayrete düsmüslerdir.
Ayaklar çok karmasik bir yapiya sahiptir, ayak sorunlari da (nasir ve sertlikler) durusla ilgili veya daha baska rahatsizliklara yol açabilirler. Akciger sorunlari olan insanlarin ayaklarinin yuvarlak kisimlarinda (akcigerlere karsilik gelen bölge) sertlesmelerin sik görülmesi ve ayak basparmaklarinin altinda yara olanlarin da boyun sorunlarinin olmasi çok mümkündür.
Refleksolojinin nasil isledigine dair hiçbir bilimsel açiklama yapilmasa da yöntem çok basarilidir. En azindan, ayaklara bu sekilde masaj yapilmasi son derece gevseticidir. Ve bu genel sagliga da yansir. Gergin kaslarin kan damarlarini dolasimi kisitlayacak ölçüde büzmesi azalir, kanin serbestçe dolasmasi, hücrelere besin dagitmasi ve atiklari gidermesi saglanir. Refleksoloji, bunun yani sira pek çok ayak sorununu da çözer.

El Refleksolojisi

altEllerde de benzeri refleks noktalari bulunur ama, bunlar daha derinde oldugundan daha az duyarlidir ve yerlerini bulmak daha zordur. Yine de bu, çogu insanin elleri üzerinde çalisilmasinin çok hoslarina gitmesi ve oldukça gevsetici bir etki yaratmasi gerçegiyle dengelenir ve her yerde kolayca uygulanabilir de. Refleks noktalari ayaktakilerle hemen hemen ayni yerlerdedir: Birçogu avuçta bulunur, parmaklar ise basa karsilik gelir.

Refleksolojinin Tarihi

Refleksoloji, bugün bildigimiz kadariyla, Eunice Ingham’in 1930’lu yillardaki bölge sagaltimi çalismalarindan gelismistir. Tibbi bir masöz olan Ingham, ayaklara basinç uygulayarak tüm vücudu sagaltabilecegini görmüs ve çalismalari büyük bir basarila sonuçlanmistir. Ingham, vücudun her bölgesiyle ilgili refleks noktalarini gösteren bir ayak haritasi gelistirerek refleksolojinin temelini atmistir.

Bölge Sagaltimi

Refleksoloji, ayaklardaki çesitli noktalarda bulunan basinç noktalarini, rahatsizliklari iyilestirmek için kullanan bölge sagaltimina dayanir. Bu yöntemde vücut, düsey olarak tüm vücudu boydan boya geçip ayaklarda son bulan on bölgeye veya enerji kanalina ayrilir. Vücudun herhangi bir kismi, ayagin ayni bölgesindeki refleks alani üzerinde çalisilarak uyarilabilir.



Refleks Noktalarý

Refleks noktalarinin yerlerini hatirlamanin kolay bir yolu, vücudun ayak tabanlari üzerindeki izdüsümünü zihinde canlandirmaktadir. Ayak basparmagi basa, ayaklarin iç kenarlari da omurgaya karsilik gelir ve ana organlarla ilgili refleksler de kabaca, vücuttaki konumlarina göre yer alirlar.

Refleksoloji Uygulamasi

Bir refleksoloji seansinda, arkadasiniz rahatça oturmali ve bacaklari dizlerinin altina koyacaginiz minderlerle desteklenmelidir. Bazi uzmanlar müsterilerinin yere uzanmasini isterler, ama ben üzerinde çalistigim kisinin yüzünü görmeyi tercih ediyorum. Bu sekilde ayagin bir bölgesinin duyarli olup olmadigini söyleyebiliyorum ve yüzüne bakabiliyorum. Arkadasinizin ayaklarinin dibine oturun veya diz çökün ve ayaklarini kucaginiza ya da bir tabureye koyun. Ayagin her noktasinda çalisin.
Bu arada, vücudun karsilik gelen yerindeki bir soruna isaret eden duyarli bölgelere rastlayabilirsiniz, bazi yerlerde derinin altinda tanecikler varmis gibi hissedebilirsiniz bile. Bu sertlikleri dagitmak ve diger yerlerdeki tirnakliklari çözmek için bunlara daha çok özen gösterin. Bu sekilde bas ve sirt agrilarindan sindirim sorunlari ve uykusuzluga kadar pek çok sikayeti giderebilirsiniz. Bu bölgelere uygulayacaginiz basinçlar aci verici olabilir, bu yüzden arkadasinizin yüzünü dikkatle izleyin. Rahatsizliklarin hepsini birden iyilestirip giderebilmek için duyarli bölgelerde uzun süre çalismaktansa, birkaç kez tekrarlayarak hafifçe bastirmak daha iyidir.

Teknikler

Ayaklara masaj yapmayin, sadece her bir belli noktaya basparmaginizla tam bir basinç uygulayin. Bir elinizle ayagi sikica tutup digerinin basparmagiyla tirnagin hemen dibindeki kenarini kullanarak çalisin. Üç saniye kadar sikica bastirip milim milim ilerleyerek bir sonraki noktaya geçin. Parmaklarinizi kaydirabilecegi için yag kullanmayin; çok az talk pudrasi kullanabilirsiniz ya da dogrudan deri üzerinde çalisin.
Tam bir seans yaklasik 45 dakika ile bir saat arasi sürer. Asagidaki sira sadece kisa bir giristir. Önce sag, sonra da sol ayaga uygulayin.



Pasif Hareketler


1. Birkaç pasif hareketle ayaðý gevþeterek baþlayýn. Bir elinizle ayak bileðini tutup sabitleyin, diðeriyle de ayak parmaklarýný sýkýca tutarak ayaðý her iki yana doðru dörder kez döndürün.
2. Bir elinizle bileðin altýndan diðeriyle de ayak parmaklarýndan tutun. Aþil kiriþindeki gerginliði çözmek için ayaðý yavaþça öne ve arkaya doðru gerin. Eklemi asla fazla zorlamayýn.
3. Tüm ayaðý avuçlarýnýzýn arasýnda bir yandan diðer yana hýzlý bir þekilde döndürerek gevþetip ýsýtýn.


Temel Uygulama Sirasi


1. Ayagin yuvarlak kisminin altindaki diyafram hatti boyunca bastirin. Topuktan baslayip ana kavis boyunca ilerleyin, basparmaga kadar çalisarak omurga bölgesini uyarin.
2. Basparmagin tümünü ele alip her noktasinda çalisin, çünkü bu bölge basa karsilik gelir. Sonra, tek tek her parmakta hiçbir noktasini atlayamadan devam edin.
3. Ayagin üstündeki kirisler arasinda bir dizi basinç uygulayin. Her bir olukta, parmaklarin bitim yerinden bilege kadar çalisin. Bu basinçlar gögüslerdeki gerginligi çözer.


4. Akcigerleri sagaltmak için basparmagin altindaki etli kismin her yerinde basinçlar uygulayin. Sol ayakta, iç kenara dogru olan kalp bölgesine daha çok zaman ayirin.
5. Bel hattindan diyafram hattina kadar çapraz çizgiler halinde basinçlar uygulayin. Özellikle sindirim sistemi için topuktan bel hattina kadar ayni sekilde devam edin.
6. Bilegin tüm çevresinde basinçlar uygulayin. Bu bölge bel, üreme organlari ve bacaklara karsilik gelir. Bel agrisini önlemek ya da gidermek için topugun her yerinde çalisin.


Kendi Kendine Refleksoloji

Baska birinin yapmasindan daha az gevsetici olsa da, kendi kendinize de etkili bir refleksoloji uygulayabilirsiniz.
Refleksoloji uzmanlari, saglikli kalabilmek için her gün ayaklarinin üzerinde çalismanizi önerirler. Saglikli bir vücut saglikli ve agrisiz ayaklarla kendini belli eder, siz de artik ayaklariniza bakim yapmaya özen göstermelisiniz.
Ya bir ayaginizi diger bacaginiz uyluguna koyarak oturun ya da bir bacaginizi bükerek uzanin ve diger ayaginizi dik duran uylugunuza yaslayin. Yukarida verilen sirayi izleyerek tüm ayaginizda yavas yavas çalisin. Agrili ya da duyarli olan bölgelerde özel bir çaba harcayin: Basinci asamali bir sekilde arttirin ve agriyi yayarak gidermeye çalisin. Birkaç kez tekrarlayin.

Manuel Terapi (MANUEL FİZİK TEDAVİ) MUCİZE BİR TEDAVİ MİDİR?

Manuel Terapi (MANUEL FİZİK TEDAVİ) MUCİZE BİR TEDAVİ MİDİR?


Manuel Terapi (MANUEL FİZİK TEDAVİ)  MUCİZE BİR TEDAVİ MİDİR?

Elle yapılan tedavi anlamına gelir. Eklemlerde, omurgada, konnektif dokuda ve kaslardaki kısıtlılıkları, ağrıyı ve fonksiyon kaybını tedavi etmek için el ile vücuda uygulanan mobilizasyon/ manüplasyon(eklemler), yumuşak doku vb. tekniklerinin tamamıdır.

Mobilizasyon: Eklemlerdeki fizyolojik veya yardımcı hareketleri kullanarak, kontrollü, osilatör veya sabitlenmiş bir kuvvetle mobiliteyi arttırarak ağrı azaltmak için kullanılan bir yöntemdir. Hasta hareketi durdurabilir.Ör: Mulligan Konsepti

Manüplasyon: Anestezi altında yapılabildirği gibi bir ekleme yüksek hızda kısa amplütütlü uygulanan ve de eklemin anatomik hareket sınırının ötesine geçmeyen yöntemdir. Hasta harekete engel olamaz. Genellikle ‘’klik ‘’ sesi alınır.

Yumuşak doku teknikleri: Yumuşak dokuya elle uygulanan değişik masaj teknikleridir. Derin Stroking Masajı, Friksiyon Masajı, Skar Doku Mobilizasyonu Vb.

 

 

Hİçbİr cİhaza veya makİnAya İhtİyaç yoktur. AynI zamanda dİagnostİk amaÇLIda kullanIlmaktadir. Bu tedavİyİ uygulayan kİşİyede manuel terapİst denmektedİr. TIp hekİmlerİ arasInda az bİlİnen bİr yöntemdİr. Manuel teDAVİYİ  uygulaYan kİşİnİn artrokİnematİk, anatomİ, kas-İskelet sİstemİ rahatsIzlIklarInI ve MANUEL TEDAVİ teknİkleriİNİ bİlmesi şarttIr.

Manuel terapİnİn tarİhİ hİpokrata dayanIr.Teknolojİnİn gelİşmesİne rağmen manuel terapİ geçerlİlİğİnİ  korumuş ve de bİlİmsel alt yapIsInI güçlendİrmİştİr. Dünyada manuel terapİ alanInda bİrçok akademİ  ve  enstİtü kurulmuştur. Bu kuruluşlar özellİkle fİzyoterapİstlere  meslek sonrasI eğİtİmler vermektedİr. ÖR:

 

AyrIca yaklaşIk 15 yIldIr pub med index te bİlİmsel olarak  bu alandakİ çalIşmalar aşağIdaki dergİlerede yayInlanmaktadIr..

 

Manuel terapİyİ kİmler uygular ?

Başta fİzyoterapİstler olmak üzere, bazI ülkelerde şİropraktİsler, osteopatlar ve fİziatrİsler de bu uygulamalarI yapmaktadır. Gelİşmİş ülkelerİn çoğunda mesleklere aiİ spesİfİk uygulama alanlarıIdevletler tarafIndan belİrlenmİşken maalesef ülkemİzde bİrİncİl manuel terapİ uygulayIcIlarI kIrIkçIIve çIkkçIlardIr. Tabİ bu kİşİler bu alanda eğİtİm almamIş kİşİlerdİr. Bu gelenek eskİ mIsIr ve asya geleneğİdİr. Malesef ülkemİz bu alanda çok gerİdedİr.Fİzyoterapİstler lİsans eğİtİmİnde manuel terapİyİ ders olarak almaktadIr. Son zamanlarda ülkemİzdekİ fİZYoterapİstler Almanya, Hollanda, AvustUralya, Amerİka gİbİ ülkelerden gelen fİzyoterapİstlerden manuel terapİ teknİklerİ hakkInda teorİk ve pratİk eğİtİmler alarak uygulamaktadIrlar. Ülkemİzde bu alanda açIk çok fazladIr. Devletİmİzİn bu alanda, örnek ülkelere benzer uygulama yapmasI şarttIr.

ÇOK BASİT BİR MANUEL FİZİK TEDAVİ TEKNİĞİ İLE GEÇEBİLECEK BİR RAHATSIZLIK İÇİN HASTALARA BİR SÜRÜ TETKİK VE TEDAVİ UYGULANMAKTA VE BUNUN FATURASI DEVLETE ÇIKMAKTADIR. Ülkemİzdekİ uygulamalar fİzİk tedavİ değİl çoğunlukla fİzİksel tIp kültürüdür (yanİ elektroterapİ kültürü).Fİzİk tedavİ gören bİr hastaya ülkemİzde klasİk olarak yüksek olasIlIkla hotpack, ultrason, tens (bazen enterferansİyel , cİhazla traksiyon) uygulanmaktadır.

Manuel terapİ (MANUEL FİZİK TEDAVİ) teknİklerİ nelerdİr.

Dünyada bİrçok farklI teknİk vardIr. Bu teknİkler bölgesel olarakta ülkeden ülkeye değİşmekle beraber fİzyoterapİstler tarafIndan en çok kullanIlan mobilizasyon/ manüplasyon ve yumuşak doku teknİkleriİ aşağIdakİlerİdİr.

 

  • MULLİGAN KONSEPTİ
  • KALTENBORN-EVJENT KONSEPTİ
  • MCKENZİE KONSEPTİ
  • CYRİAX
  • MYOFASİAL TERAPİ VE TETİK NOKTA TEKNİKLERİ
  • KRANİOSAKRALTERAPİ
  • MAİTLAND
  • SİNİR MOBİLİZASYONU
  • LENFATİK DRENAJ TEKNİKLERİ
  • OSTEOPATİK TEDAVİLER

KULLANILMAKTADIR. AYRICA

HAZIRLAYAN: Fİzyoterapİst  erkan alp

Fizik Tedavi Ajanları


düzenle

Çesitli hastaliklarin tedavisinde kullanilan fizik tedavi ajanlarindan bazilari sunlardir:

TENS:

Elektrotlar yardimiyla agrili bölgeye ve belirli bir sinirin besledigi alana verilen özel bir elektrik akimidir. Çesitli tipleri vardir. Bu yöntem genellikle günde 30-60 dakika ve 10-15 seans kadar uygulanir. Vücut içinde salgilanan morfin benzeri bir hormonu arttirarak etki gösterdigi gösterilmistir.

ULTRASOUND:

Vücut dokularina yüksek frekansli ses dalgalari gönderilerek derin dokularda isi artisi saglar bu yolla o bölgedeki damarlarda genisleme, dolayisiyla beslenmeyi ve iyilesmeyi hizlandirir. 3-10 dakika arasinda uygulanir.

SICAK PAKETLER (HOT PACK):

Içine silikat jeli doldurulmus plastik ya da su sizdirmaz kumas torbalardir.Daha yüzeyel dokularin isinmasini saglar. Bu yolla agrinin kontrol edilmesinde yardimcidir. Uygulama 10-30 dakika arasindadir.

SOGUK PAKETLER (COLD PACK):

Bazi hastaliklarda sicak yerine soguk uygulamalardan yararlanilir. Uygulama genellikle 5-15 dakika arasindadir.

INFRARUJ (KIZILÖTESI):

Kizilötesi isinlar, agriyi azaltmak, yüzeyel isi artisi ve kas gevsemesini saglamak amaciyla kullanilir. Uygulama süresi 10-15 dakika kadardir.

MIKRODALGA DIATERMI:

Bir çesit elektromagnetik dalga kullanilarak yapilan fizik tedavi metodudur.

LASER:

Çesitli vücut bölgelerinde, agriyi artiran belirli spazm alanlarina, uygulanir.

TRAKSIYON:

Özel bir alet yardimiyla omurlari birbirinden uzaklastirma yöntemidir.Traksiyon uygulamalarinda çekim süresi ve çekim kuvveti her hastaya göre özel olarak belirlenir. Yatar ya da oturur pozisyonda çekim uygulanir, sürekli ya da aralikli çekim yapilabilir.

Mesleki Hastalıklar



Enfeksiyon hastalıklarının önlenmesi, hijyenik şartların eskisine göre daha iyi olması, mesleklerin daha komplike hale gelmesi, medeniyetin insanlara sunduğu imkanlardan daha fazla yararlanma isteği, insanların daha çok çalışması vs …. Bu durum günümüzde meslek hastalıkların daha sık görülmesine yol açmıştır.
Kişilerin yaptıkları meslekle ilişkili olarak vücutlarında ortaya çıkan rahatsızlıklara meslek hastalıkları adı verilir. Meslek hastalıkları iş kazalarından tamamen ayrı bir kavramdır.


  1. Mesleki hastalıklar
  2. Fiziksel Etkenler

Toz ve diğer hava kirleticilerine bağlı hastalıklar
Kas iskelet sistemi hastalıkları: Duruş bozuklukları, tekrarlayan hareketler, belli kas, eklemlerin ve yumuşak dokuların zorlanmaları, vibrasyona maruz kalma.
Deri hastalıkları: Allerji, egzema, astım vs.
Kanla temas eden mesleki gruplar: Sağlık personeli
Çalışma ortamına bağlı hastalıklar: Sıcak, soğuk, zemin durumu, gürültü, ışık
Ruhsal Hastalıklar:
Bankacılık, finans, mali sektörler
Psikiyatristler, psikologlar
Anestezistler, acil çalışanları, cerrahlar
Depresyona eğilimi artıran meslekler
Mesleki memnuniyetsizlik; düşük ücret, zor işler, uzakta çalışma, sevimsiz yer
Bunlar klinik olarak başlıca 3 grupta toplanabilir.
Spesifik (özgün): tendinit, KTS, el, kol vibrasyon sendromu.
Az spesifik: boyun ağrıları, bel ağrıları
Non spesifik: RSİ (tekrarlayıcı zorlanma bozukluğu), CTD (birikici travma bozukluğu), overuse sendromu (aşırı kullanım), servikobrakial sendromlar (boyun kol ağrıları)
Kas İskelet Sistemi Hastalıkları
Baş ağrıları
Boyun ağrıları
Omuz ağrıları
Dirsek ağrıları
El, el bileği tendinitleri, KTS (el bilek kanalı sendromu)
El, kol vibrasyon sendromu
Psikosomatik problemlerle birlikte olan MFAS (miyofasial ağrılar)
DİŞ HEKİMLERİNDE EN SIK GÖRÜLEN RAHATSIZLIKLAR Duruş bozuklukları; Öne eğik çalışma, boynun öne ya da yana eğik tutulması, kolun belli pozisyonlarda uzun süre tutulması, sürekli ayakta durma veya oturma. Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları kadınlarda daha sık görülür.
Depresyon: Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları ile birlikte görülür.
Kontakt dermatitler nispeten daha az görülür ve daha az risklidir.  
Önlemek için neler yapılabilir? Çalışma ortamının hekime göre tasarlanması. Çalışma ortamının boya uygun olması, hasta üzerine eğilinmemeli, kalça ve dizler 90˚ fleksiyonda olmalı, ayakta dururken bir ayak yükseğe konulmalı, sandalyenin ayak ve kol destekleri mutlaka olmalı, boyun hareketleri 15˚ yi aşmamalıdır.
Aydınlatmaya dikkat edilmelidir.
Aletler kolayca ulaşılabilir yerlerde olmalıdır.
Oturma ve ayakta durma dengeli bir şekilde dağıtılmalıdır.
Diş hekimlerinin özellikle boyun ekstansorları, omuz elavatörleri, dirsek, el bileği ve parmak adalelerini düzenli olarak antrene etmeleri gereklidir.
Ayrıca iyi bir stres yönetimi programı olmalıdır. Dengeli çalışma, kendine vakit ayırma, ortamın nezaketi, sessizliği, huzurlu ve düzenli bir aile hayatı vs.
Ayrıca bu grup insanlarda tendinit, bel fıtığı ve boyun fıtığı gibi rahatsızlıklar acil olarak tedavi edilmeli ve gerekli iş modifikasyonları yapılmalıdır. Ergonomi nedir?İnsanla iş arasında ilişkiyi tanımlayan bir kavramadır. Çalışma mekanının ve yapılan işin kişinin özeliklerine uygun hale getirilmesidir. Doğru oturmak, doğru ayakta durmak, doğru görmek, eklemleri doğru kullanmak, işe olan dikkati muhafaza etmek çok önemlidir.GirişUzun sürelerle boyun fleksiyonda, üst kol abduksiyonda ve statik kas aktivitesi ile çalışmak zorunda olan diş hekimlerinde kas-iskelet sistemine ait yakınmaların varlığı kaçınılmazdır. Bu sorunlar daha çok boyun, omuz, dirsek, el bileği ve bel bölgesine lokalize sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca uzun süre ayakta durma varis, lenfödem gibi dolaşım bozukluklarına da zemin hazırlamaktadır.
Son yıllarda bu amaçlarla yapılan çalışmaların bir kaç tanesinin gözden geçirilmesi bile diş hekimlerinde kas-iskelet sistemine ait sorunların yaygınlığını ve bunların meslek yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerini göstermektedir. Diş hekimlerinde mesleğin getirdiği zorunlu, zaman zaman uygunsuz duruş ve aşırı kullanım nedeni ile torasik çıkış sendromu, periferik nöropatiler, repetetif hareket injurileri (tuzak nöropatileri), servikal spondiloz, myofasial ağrı sendromları, glenohumeral eklem osteoartrozu, lomber strain, lomber disk hernisi gibi günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayan, iş ve sosyal verimi düşüren kas-iskelet sistemi hastalıkları karşımıza çıkar. Boyuna Ait Mesleki Sorunlar1. Myofasial ağrı sendromu: Servikal hassas tetik noktalar ve yansıyan ağrı ile karakterize bir tablodur. Kronik ağrı nedenleri arasında tanısı en sık konulan ve en çok rastlanan grubu oluşturur. Boyundan kola vuran ağrı, hareket zorluğu, kola yayılan uyuşma hissi, yorgunluk gibi belirtiler vardır.
2. Kas spazmı: Mesleki nedenlerle boynun uzun süreli fleksiyonu veya sık rotasyonunu gerektiren durumlar kas kontraksiyonu sonucu boyun ve kolda ağrı, gerilme hissine ve zamanla foraminal darlıklara ve dejeneratif değişikliklere (spondiloz) yol açabilir.3. Spondiloz: Ağrı, hassasiyet, hareket kısıtlılığı, sabah tutukluğu en sık rastlanılan yakınmalardır, ileri servikal spondilozda osteofitlerin sinir köküne basısı ile üst ekstremitelere yansıyan uyuşukluk hatta daha ciddi nörolojik bulgular ortaya çıkabilir. Yapılan çalışmalar büro görevi yapanlarda C5 - C6, bedenen çalışanlarda ise C6 - C7 tutulumunun daha sık olduğu gösterilmiştir.
Tanısı anamnez, detaylı fizik muayene ve uygun radyografik tetkikler (direkt grafi, CT, MRI) ile konulan tabloların tedavisinde en önemli basamak kişinin sorunu ile ilgili bilgilendirilmesidir. Sorunun çözümünde postüral nedenlerden kaynaklandığını bildiğimiz bu tablolarda medikal tedaviden (basit analjezikler, NSAİİ) daha önemli olan fizik tedavi uygulamaları (yüzeysel sıcak, yüzeysel soğuk, derin ısıtıcılar, analjezik akımlar, masaj, traksiyon) ve gevşetme, güçlendirme egzersizleri ile soruna yol açan zorlayıcı postürü olabildiğince modifiye edebilmektir. Omuza Ait Mesleki Sorunlar
Torasik outlet sendromu (TOS): Toraksın üst kısımda nörovasküler yapıların kompresyonu sonucunda ortaya çıkan semptom kompleksidir Kompresyonun lokalizasyonu ve bası altında kalan yapılara bağlı olarak klinik bulgular ortaya çıkar. Torasik çıkış bölgesi klavikula tarafından supraklavikular, retroklavikular ve infraklavikular olmak üzere 3 bölgeye ayrılır. Subklavian arter ve brakial pleksus bu 3 bölgede farklı nedenlerle basıya uğrayabilir. Diş hekimlerinde TOS'a yol açabilecek neden bu yapıların infraklavikular bölgede omuzun mesleki pozisyonu olan hiper abduksiyonuna bağlı olarak pektoralis minor tendonu ve korakoid çıkıntı altında komprese olabilmesidir.
En sık görülen yakınma omuz ve kol ağrısıdır, ilaveten pozisyonla ortaya çıkan uyuşma, güçsüzlük hissi bulunabilir. C8 ve T1 kökleri sıklıkla basıya uğradığı için ulnar sinir alanında yanıcı ağrı ve uyuşma olabilir.
Muayenede hipoestezi, kas güçsüzlüğü ve atrofı saptanabilir, üst ekstremitede ödem, renk ve ısı değişikliği olabilir. Tanı özel muayene manevralarının (+) sonuç vermesi ile konur.
Ciddi vasküler veya nörolojik bulgu yoksa tedavi konzervatiftir.
Hastanın eğitimi, postür bozukluklarının düzeltilmesi, doğru postür eğitimi, fizik tedavi ajanları ile tedavi ve egzersiz en etkili konservatif tedavi yaklaşımlarıdır. El Bileğine Ait Sorunlar 1.Karpal Tünel Sendromu (KTS): Özellikle dolgu yaparken el bileğine binen yük (20 N) ve diğer tedaviler sırasında el bileğinin zorlu fleksiyon ve ekstansiyonda tutulması diş hekimlerinde repetitif hareket injurisi oluşturarak KTS oluşumuna yol açabilir.
KTS median sinirin el bileğinde karpal tünel içinde kompresyonu sonucu meydana gelen bir tablodur. Herhangi bir bireyde ortaya çıkabilirse de en sık endüstri işçileri ile hobisi veya işi gereği tekrarlayın bilek hareketi gerektiren işlerde çalışanlarda, vibrasyon oluşturan cihaz kullananlarda görülür. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür (2:1 - 7:1). Klinik semptomlar genelde sinsi başlangıçlıdır. Bazan major travma sonrası ani başlar. Erken bulgu median sinir innervasyon alanında yanma, karıncalanma, uyuşma şeklinde ortaya çıkar. Uyuşmayı ağrı izler. Yakınmalar çoğunlukla gece ortaya çıkar ve hastayı uyandırır. Kişi kolunu yukarı kaldırarak veya elini sallayarak rahatladığını ifade eder. Ağrı ve parazteziye zamanla elin ince motor fonksiyonuna ilişkin bozukluklar eşlik edebilir. Tedavisi yapılmayan KTS olgularında tenar kas atrofisi, belirgin motor kayıp, en hafif cisimlerin bile düşürülmesi bulguları oluşur.
Tanı en iyi anamnez ve fizik muayane ile konur. Elektrofizyolojik inceleme ancak şüphede kalınırsa yapılmalıdır. ENMG'yi altın standart kabul eden yazarlarda vardır.
En uygun ve etkili tedavi yöntemi el bileği aktivitelerinde uygun modifikasyon ve el bileğinin nötral pozisyonda splintlenmesidir. En azından bulgular yatışıncaya kadar el bileğinde tekrarlayıcı aktivite çok kısa süreli olmalı, hatta mümkünse hiç yapılmamalıdır. Bileğin ekstansiyon ve fleksiyonuna izin verilmemeli, nötral pozisyonda tutulmalıdır. Splintleme ve hareket modifikasyonuna rağmen düzelme yoksa NSAİİ'lar, lokal steroid enjeksiyon, el bileğine US ve yüzeyel ısı kullanımı önerilir. Konzervatif tedavinin başarısız olduğu durumlarda cerrahi dekompresyon gerekir.
2.Tetik parmak: Elin en sık görülen tekrarlayıcı zorlanma yaralanmasıdır. Fleksör sinovit tablosudur. Elin tekrarlayan kavrama aktiviteleri gibi aşırı kullanımı ile baş parmak, orta parmak veya yüzük parmağında ortaya çıkan stenozan tenosinovit MTP eklem üzerindeki fleksor tendon kılıfında 1. anüler ligaman seviyesinde fibrozise neden olur. Stenoz bölgesinde tendon nodülü gelişir. Nodul ve/veya tendon kılıfı kalınlaşması mekanik olarak fleksör tendonun sinoviyal kılıf içinde kaymasını zorlaştırır. Sonuçta ağrı ve tetik parmak oluşur.
Tedavide el aktivitelerinin modifikasyonu, lokal ısı tedavisi, .egzersiz, NSAİİ önerilir. Gece atelleri ile tetik parmağın ekstansiyon pozisyonunda sabitlenmesi uyku sırasında ağrılı fleksiyonu önler. Etkilenen tendon kılıfına steroid enjeksiyonu etkili bir tedavi seçeneğidir. Nadiren cerrahi gerekir.BELE AİT MESLEKİ SORUNLAR Bel Ağrısı; Toplumda bel ağrısı sıklığı % 80'ler civarındadır. 40 yaşın üzerinde sıklık yaklaşık % 50 dir.
Bel ağrılarının büyük çoğunluğu bölgesel mekanik bir bozukluktan kaynaklanır. Mekanik bel ağrısı fiziksel aktivite ile uyarılır ve istirahatle hafifler, mekanik olmayanlar ise istirahatle artan, fiziksel aktivite ile azalan özellik gösterir. Bel ağrısında spesifik etyolojiyi belirlemek kolay olmamakla birlikte ağır yaşam koşulları, vücut mekaniğinin yanlış kullanımı, tekrarlayıcı hareketler, fiziksel kondüsyonun iyi olmaması gibi faktörlerin bel ağrısı oluşumunda rol oynadıkları bilinmektedir.
Diş hekimlerinde de çalışma pozisyonunun getirdiği vücut mekaniğinin yanlış kullanımı, tekrarlanan lomber fleksiyon ve rotasyon hareketleri mekanik bel ağrısı nedeni olabilmektedir.
311 diş hekiminde yapılan bir araştırmada % 92'sinin oturarak % 8'inin ayakta çalıştığı tespit edilmiştir.
Bel konusunda önemli bir otorite olan Nachemson'un intra diskal basınç çalışmalarından da bildiğimiz gibi ayakta iken intra diskal basınç 100 kp iken oturma ile bu 140 kp'ye, oturduğunuz yerde öne eğilirseniz 175-180 kp'ye çıkmaktadır. Dolayısı ile orturarak çalışmak diş hekimlerinde ciddi intra diskal basınç artışına yol açarak mekanik bel ağrıları içinde en önemlilerinden olan lomber disk herniasyonuna zemin hazırlamaktadır.
Konunun detaylarına diğer bölümlerde ayrıntılı olarak anlatıldığı için girilmeyecektir. Fakat ağrıya maruz kalabilecek kişilere öneriler şunlar olacaktır:
Kişilerin % 80'i yaşam boyunca en az bir kez bel ağrı atağı geçirir.
Çoğu mekanik kaynaklıdır.
% 80 - 90'i yapılan tedaviden bağımsız 6 haftada iyileşir.
% 25 - 50'sinde ilk yıl içinde yeni atak oluşur.
Hem hekim - hem hasta için tedavi süresince sağ duyulu olmak esastır.
Tedavide alışkanlık yapan ilaç ve ani verilen cerrahi kararından kaçınılmalıdır.
Hastaların sadece % 1-5'inde cerrahi endikasyon vardır.
Tedavi programları mutlaka hastaya spesifik olmalı ve hastadaki durum değişikliklerine göre modifiye edilmelidir.
Bel ağrısı nedeni ile işten uzak kaldıkça işe geri dönme ihtimali azalacağından mümkün olduğunca erken işe dönme konusunda hasta motive edilmelidir.
Bu bilgiler ışığı altında bel ağrısı olan kişi mutlaka doğru uzman hekime başvurmalı ve uygun tedaviyi almalıdır.
Uygun tedavi de en önemli konu kişinin ağrı oluşturan aktiviteleri olabildiğince modifiye ederek yaşamını sürdürmesinin sağlanmasıdır. Ayrıca fizik tedavi ajanları, egzersiz programları temel tedaviyi oluşturur.
Tüm verilen bilgilere ilaveten yapılan bir çok çalışmada kadın diş hekimlerinde kas-iskelet sistemi yakınmalarının daha çok olduğu gösterilmiştir.
Bunun sebebininde kadınların ev işleri, aile sorumluluğunu daha fazla oranda üstlenmiş olmalarının getirdiği ilave yük ve iskelet ve kas yapısının daha narin olması olduğu kanısına varılmıştır.
Sonuç olarak, diş hekimlerinde kaçınılmaz olan uygunsuz postürün ciddi kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açmamasının sağlanabilmesi için;
Diş hekimlerine kas-eklem-tendonlarını aşırı zorlamamaları için "vücutlarının farkında olma hissi" verilmelidir.
Fiziksel fitnesi arttırıcı yöntemler uygulanmalıdır.
Çalışma koşullarına, daha çok eğilinilmelidir.
Zararlı psikososyal stres etkenler en aza indirgenmelidir.
Hangi prosedürlerin (dolgu, köprü gibi) yakınmaları arttırdığı belirlenerek dental prosedür komponentleri ile ilgili ileri araştırmalar yapılmalıdır.
Dental gereçlerin ergonomik dizaynlarını geliştirmede ileri araştırmalar yapılmalıdır.

ÜST EKSTREMİTENİN PERİFERİK SİNİR KLİNİK ANATOMİSİ

ÜST EKSTREMİTENİN PERİFERİK SİNİR KLİNİK ANATOMİSİ



Brakial Plexus:
C5,6,7,8 ve Th1 seviyelerinden çıkan sinirlerin birleşmesi ile oluşur. C5 ve 6 birleşerek üst trunkusu, C7 nin kendisi yalnız başına orta trunkusu, C8 ve Th1 kökleri birleşerek alt trunkusu oluştururlar. Yukarı ve aşağı trunkustan gelen posterior dallarla orta trunkusun posterior dalı birleşir böylece posterior kord oluşur. Orta trunkustan ayrılan anterior dalla üst trunkusun anterior dalı birleşir böylece lateral kord oluşur. Aşağı trunkusun anterior dalı medial kordu oluşturur. Üst ekstremitenin periferik sinirleri bu kordlardan çıkar; lateral kordun bir dalı muskülokutaneöz siniri, diğer dalı median siniri, posterior kordun bir dalı aksiller siniri, diğer dalı radial siniri ve medial kord ulnar siniri oluşturur.

Aksiller sinir:


C5 ve 6’dan kaynaklanır. Deltoid kasını uyarır ve üzerindeki derinin duyusunu sağlar. Deltoid üç kısımlı bir kastır; ön lifleri kolu fleksiyona, orta lifleri kolu abduksiyona, arka lifleri ekstansiyona getirir. Muayenede ilk önce inspeksiyonla omuz gözlenir; deltoid kası omuza normal yuvarlaklığını veren kastır. Omuzun bu konturlarında bozulma, omuz lateralinde düzleşme deltoid kasında atrofi sonucu olur. Kas testinde dirence karşı abduksiyon yaptırılır, duyu muayenesinde deltoid kasının en çıkıntılı noktasına dokunulur.

Musculocutaneous sinir:


C5 ve 6’dan kaynaklanır. Biceps brachi kasını uyarır. İnspeksiyonda pazu şişliğine bakılır, atrofi sonucu düzleşme olur. Kas testinde dirence karşı dirseğe fleksiyon yaptırılır, refleks muayenesinde biceps refleksine bakılır, duyu muayenesinde ön kolun dış yüzüne bakılır.



Radial sinir:

C5,6,7,8 ve Th 1’den kaynaklanır. Kolda tricepsi, ön kolda brakioradialis ve supinatorü ve diğer ekstansör grup kaslarını uyarır. İnspeksiyonla el bileğine bakılır; paralizisinde düşük el oluşur. Ön kol dorsal adalelerinde atrofi görülür. Kas testinde dirseği dirence karşı ekstansiyon, on kol dirsek ekstansiyonda iken supinasyon, el bileği ve parmaklara ekstansiyon yaptırması istenir. Refleks muayenesinde triceps ve brakioradialis reflekslerine bakılır. Duyu muayenesinde 1 ve 2.ci parmaklar arası bölgenin dorsal yüzünün duyusu araştırılır.

Ulnar sinir:


C 8-Th1’den kaynaklanır. Ön kolda fleksör karpi ulnaris, 4 ve 5.ci parmak derin fleksörleri, elde hipotenar kaslar, interössöz kaslar, iki medial lumbrikal kas ve adduktor pollicis kasını uyarır. İnspeksiyonla ön kolun medial yarısına, interossöz kaslara, hipotenar kaslara bakılır. Kas testinde abduktor digiti minimi testi, adduktor pollicis testi, fleksör digitorum profundus testi yapılır. Duyu muayenesinde 5.ci parmak pulpasının duyusu kontrol edilir.


Median sinir:





































C5-6-7-8 ve Th1’den kaynaklanır. Dirsek seviyesinde fleksör digitorum süperfisialis, fleksör karpi radialis, pronator teres, fleksor pollicis longus, 2 ve 3.cü parmak fleksor digitorum profundusu, pronator quadratus, elde tenar bölge kaslarını uyarır. İnspeksiyonla elin ön yüzüne bakılır, özellikle tenar bölgeye dikkat edilir. Ön kol yüzünün lateral yarısına bakılır. İşaret parmağının ön yüzüne bakılır. Kas testleri için abduktor pollicis brevis testi, fleksör pollicis longus testi, fleksör digitorum profundus testi ve pronator teres testi uygulanır. Duyu muayenesinde işaret parmağının pulpası kontrol edilir.




Vojta Tedavi Yöntemi

Vojta Tedavi Yöntemi

alt

1954 yılında Çekoslavak asıllı , çocuk nöroloğu olan Dr. Vaclav Vojta tarafından ilk defa tarif edilmiştir.1968 yılına kadar Çekoslovakya’da çalışmalarına devam eden Dr. Vojta, bu yıldan itibaren Almanya’ya göçmen olarak giderek çalışmalarına burda devam etmiştir. Erken teşhis ve tedavi olmak üzere iki alanda çalışmalar yapmıştır.
Yenidoğan döneminden bir yaşa kadar olan gelişimi inceleyen Dr.Vojta, bu süre zarfında gelişen refleksleri ve hareketleri bir araya getirmiş, böylece hareket sistemindeki gerilikleri teşhis etmeye yardımcı olan, erken tanı yöntemini bulmuştur. Kinezyolojik olarak motor gelişimi inceleyen V.Vojta , üç önemli mihenktaşını ve üç önemli yaşa göre dayanma yüzeylerini açıklamıştır.

GELİŞMENİN MİHENK TAŞLARI
1. Altıncı ayda çift taraflı dönme,

alt alt

alt
2. Sekizinci ayda resiprokal emekleme,
3. Onbirinci aydan itibaren vertikalizasyon yani ayakta durmanın başlaması

DAYANMA YÜZEYLERİ:

1.Bebek üçüncü ayda , yüz üstü pozisyonda , her iki kolun dirseklerinin iç kısmına dayanarak başını karnın üst kısmına kadar kalkar. Böylece bir üçgen oluşturmuş olur. Bu şekilde dayanabilen çocuğun baş kontrolü gelişmeye, omurgası dikleşmeye, omuz kasları arasında ilişki doğru olarak kurulmaya başlamış demektir. Bu otomatik mekanizmanın zamanında gelişmesiyle çevresini görme, tanıma ve uzaydaki oryantasyonunu sağlama imkanını sağlamış olur.
2.Sağlıklı çocuklar 4.5 ‘uncu ayda, yüz üstü pozisyonda, başın arkasındaki kolun dirseğine, başın arkasındaki bacağın üst kısmına, yüzün baktığı taraftaki dizin iç kısmına dayanır. Diğer koluyla hedefteki oyuncağa uzanır. Bu motor gelişimle baş ve gövde hareketlerinin birbirlerinden ayrı, bağımsız çalışmaya başladığını gösterir. Böylece omurga adeleleri ,kol ve gövde adeleleri birbirleriyle koordine şekilde çalışabilmektedir.

3. 7.ayın başlarında çocukta destek yüzeyi dizlere doğru kaymaya başlamıştır. El ayasının bileğe yakın olan kısmına dayanır. Bu aşamadan sonra kol ve bacakların ayrı ayrı çalışması, emekleme hareketine hazırlanmasına yardımcı olur.
Dr.Vojta , altı araştırmacının rapor ettiği postural reaksiyonlarla , Vojta reaksiyonunu birleştirerek bir yaşın altında tanı konulma imkanını sağlamıştır.Bu şekilde ön tanı olarak

SANTRAL KOORDİNASYON BOZUKLUĞU TANISI’NI koyan Dr.Vojta , bunu çok hafif, hafif, orta ve ağır olmak üzere dört bölüme ayırmıştır. Orta ve hafif santral koordinasyon bozukluğu olan çocuklarda ileride serebral palsi yada başka hareket bozukluklarının ortaya çıkacağını, hafif santral koordinasyon bozukluğu olanlarda ise basit motor gecikmelerinin olacağını rapor etmiş ve bunun için erken tedavi yöntemi olan VOJTA TEDAVİ yöntemini tavsiye etmiştir.1954 yılında, spastik çocukları ve yenidoğan bebekleri inceleyen Dr.Vojta , aynı tip hareketlerin belli noktalardan hareketle çıktığını tesbit etmiştir. Bu incelemeler sonucunda iki ana kaba hareket şekli tarif etmiştir: Refleks emekleme ve refleks dönme.
Hareketler sırasında, adelelerin koordineli şekilde çalışmasına refleks lokomasyon prensibi denir. Normal motor hareketin ortaya çıkartılması için belli noktalar, belirli açılarda uyarılmaktadır. Bu uyarımlar sonucu her zaman aynı hareketler ortaya çıkmaktadır. Bu hareketler rehabilitasyon süresince defalarca tekrarlanır, böylece normal olmayan yapı çözülür ve normal adele gelişimi olur.
Tedavi sırasında çocuğa verilen pozisyon her zaman aynıdır ve tedavi sırasında bu pozisyon yastıklarla desteklenerek bozulmaması sağlanmalıdır.Verilen uyarıyla tüm vücutta destek alma, dikleşme ve öne doğru hareket aktivasyonları ortaya çıkar. Bu harekete direnç vererek adele gücünün artmasına, hareketlerin tedavi sırasında defalarca tekrarlanmasına ve böylece spastisitenin çözülüp, normal motor gelişimin ortaya çıkmasına imkan sağlar. Uyarım noktaları ana ve yardımcı noktalar olmak üzere ikiye ayrılır. Uyarım etkisi sadece yapılan kısma değil, tüm vücudadır.Refleks emeklemenin pozisyonu : Baş bir tarafa dönük, yüzün baktığı taraftaki kol 125 derece açıklıkta önde, başın arkasıdaki kol gövdenin yanında, bacaklar hafif açık ve kıvrık. Uyarımalt sırasında direnç verilmezse çocuk başını tam aksi tarafa çevirir, yüze bakan kol öne gelir, çocuk bir adım öne sürünmüş olur                               .

alt

 

UYARI NOKTALARI:ANA NOKTALAR :

1.Dirseğin iç kısmındaki kemik (Humerusun iç epikondili)

2.Dizin iç kısmındaki kemik ( Femurun iç kondili )

3.Bileğin iç kısmı ( Radiusun stiloid çıkıntısı)

4. Topuk (Tüber calcani )

YARDIMCI NOKTALAR :

1.Omuz (Acromion ),

2. Kürek kemiği (Skapulanın iç kenarı ) ,

3.Popo ( Gluteal bölge )
4.İki kaburga arası ( 7-8. Costalar arası ) ,

5. Çene altı ,

6.Kasık (Spina iliaca anterior superior)

Refleks Dönmenin pozisyonu : Çocuk sırt üstü yatar . Baş hafifçe anneye doğru yan çevrilmiştir. Bu hareket sonucu çocuk yan tarafa döner.Uyarıma devam edilirse emekleme pozisyonuna geçer.                                                                                                                        altalt


UYARIM NOKTASI : Göğüs kafesinde,memenin iki altındaki iki kaburga kemiği arası , ( 7.-8. costalar arası,mamiller çizgi ) Bu noktalara verilen uyarılar mutlaka üç boyutlu olmalıdır.Düzgün basılmadığı taktirde tedaviniz boşa gider.Mutlaka sertifikası olan terapistlerden öğrenilmesi gerekmektedir.Günde 3-4 seans , en fazla günde 90 dakika yapılmalıdır.Buda mutlaka fizyoterapistinizin tavsiye ettiği süre ve şekilde olmalıdır.Hiçbir zaman tek seansta bunu vermemelidir .Günü aşağı - yukarı dörde bölerek yapılmalıdır. Solunum , kalp problemi olan bebeklerde çok dikkatli kullanılması gerekmektedir.Tedavi sırasında çocuklar tepkisel olarak ağlayabilirler , bu onların canı acıdığı için değil , sabit tutulmaya olan tepkileridir .


VOJTA TEDAVİSİNİN UYGULANDIĞI PROBLEMLER :

1.Basit motor gerilikleri ,

2.Asimetrik vücut gelişimleri ,

3. Serebral palsi ,

4.Doğumsal boyun eğrilikleri (torticollis )

5. Doğumsal kol felçleri (Brachial pleksus felci )

6. Bel açıklığı ( Spina Bifida ) ,

7. Kaza sonrası oluşan felçler ,

8. Doğumsal kas hastalıkları ve vücut bozukluklarında ( Artrogrypozis multipleks, skolyoz, düşük ayak deformitesi v.s....)

9. Kromozom bozuklukları ( Down sendromu vs...)

10. Yetişkin hemiplejisi.

Fizyoterapist Kimdir?





Fizyoterapistlik Meslegi, dünyada yaklasik 112 yildir, ülkemizde ise 45 yildir toplum sagligi ve yasam kalitesi ile dogrudan ilgili bir bilim dali olarak gelisimini sürdürmektedir. Fizyoterapi bilimi, kas iskelet sinir sisteminin, anatomisi, egzersiz, masaj, çesitli fiziksel ajanlarin vücut sistemlerine etkileri ile ilgili bilgiler isiginda fiziksel fonksiyonlarin gelistirilmesi amaci ile baslamistir.

Fizyoterapistlik meslegi dünyada özellikle savaslar, travmalar ve çocuk felci epidemilerini takiben olusan özürlü nüfusun fonksiyonel kayiplarini giderebilmek amaci ile dogmus ve pek çok asamadan geçerek günümüzdeki popüler konumuna ulasmistir. Günümüzde tip bilimindeki ilerlemeler ve saglik bakim alanindaki gelismelere paralel olarak hastalarin yasama sanslarinin artmis, yasamak kadar yasam kalitesinin önemli oldugunun anlasilmasi ile saglikli olmak taniminin daha genis bir perspektifle degerlendirilmesi fizyoterapistlere duyulan ihtiyaci arttirmistir.

Fizyoterapi ve rehabilitasyon, hareket yetersizligine yol açan hastaliklar, yaralanmalar ve agrili durumlar sonrasinda fonksiyonel durumun olabildigince iyilestirilmesi ve devami için bilimsel kanitlara dayali degerlendirme ve fizyoterapi rehabilitasyona özel tedavi yaklasimlarinin fizyoterapistler tarafindan uygulandigi bir bilim dalidir. Saglikli yasamin temel kavramlarindan olan fiziksel uygunluk, fizyoterapistler tarafindan gelistirilmis bilgi, beceri ve yaklasimlarin kullanimi ile devam ettirilebilmekte veya artirilabilmektedir.

Fizyoterapist, yaralanma, hastalik, dogustan gelen özür, hareket sistemi bozukluklari veya diger durumlardan kaynaklanan agri ve fonksiyon bozukluklarinda; kisilerin fonksiyonel limitasyonlarini, agriyi, özrü ve yeteneklerini özel ölçme, degerlendirme ve inceleme yöntemleri ile belirleyerek hekimin tanisina göre, fonksiyonun ve fonksiyonel kapasitenin gelistirilmesine yönelik fizyoterapi ve rehabilitasyon programini planlayan, uygulayan ve tekrar degerlendirerek rapor eden, saglikli kisilerin sagligini devam ettirmek amaciyla uygun egzersizler / koruyucu programlar planlayan mesleki otonomiye sahip olan bir saglik personelidir.

Fizyoterapistlik meslegi; Türkiye'de 1961 yilinda Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulunun kurulmasi ile baslatilmistir. Su anda ülkemizde; Istanbul Üniversitesi Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Pamukkale Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Abant Izzet Baysal Üniversitesi Kemal Demir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Kütahya Üniversitesi Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Baskent Üniversitesi Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Süleyman Demirel Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu olmak üzere sekiz okul mevcuttur. Bu okullarin hepsi dört yillik egitim vermektedir. Bu okullara liseyi bitiren ögrenciler üniversiteler arasi seçme ve yerlestirme sinavindan "sayisal" puan alarak girmektedirler.

Egitimin 4 yil üniversite egitimi olmasinin fizyoterapistlik meslegine yarari, bilimsel formasyonunu çagdas düsünce ve yaklasimlar ile sekillendirebilen fizyoterapistler yetistirmek olmustur. 2006 akademik yili itibari ile Türkiye'deki mezun fizyoterapist sayisi 4100 civarindadir. Ülkemizde fizyoterapi-rehabilitasyona gereksinimi olan özürlü sayisinin 10.000.000 civarinda oldugu düsünüldügünde, fizyoterapist sayisinin ileriye yönelik artirilmasinin hizmet sunumu açisindan önemi ortaya çikmaktadir. Türkiye'de her yil ortalama 400 fizyoterapist mezun olmakta ve 10 yil sonra Türkiye'deki fizyoterapist sayisinin 7500'e ulasacagini göstermektedir. Fizyoterapistlik mesleginin güzel olan bir yani da ülkemizde bu alanda is bulabilme sorununun olmayisidir.

Egitim programi içinde anatomi, fizyoloji, histoloji, fizik gibi temel tip ve isi isik, hidroterapi, elektroterapi, masaj, tedavi hareketleri prensipleri, hastaliklara yönelik özel degerlendirme ve egzersiz teknikleri, kinezyoloji, protez, cihaz, pulmoner ve kardiyak rehabilitasyon, sporcu sagligi ve egitimi, is ugrasi tedavisi, mesleki rehabilitasyon, isitme konusma tedavisi gibi mesleki dersler, nöroloji, dahiliye, ortopedi, kadin dogum, gibi klinik dersleri teorik ve uygulamali olarak verilmektedir. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksekokullarinin egitim programi fizyoterapistlerin, fizyoterapi rehabilitasyona yönelik degerlendirme ve egitim yaklasimlari ile özürlü kisileri tedavi etmeleri, daha bagimsiz ve saglikli olarak topluma kazandirilmalari ve bu konuda dünyadaki gelismeleri izleyerek sürdürülmektedir.

Aldiklari egitimi toplumun degisen gereksinimlerine uyumlandirabilen fizyoterapistler hareket ve fonksiyondaki kayiplari, varolan yetenekleri, özürlülügü ve engeli degisik ölçme-degerlendirme, özel testler ve yaklasimlar ile degerlendirir, fizyoterapi tanilamasini takiben kisinin fonksiyonel gereksinimleri, yetenekleri ve motivasyonunu göz önünde bulundurarak tedavi programini planlar ve uygular. Fizyoterapi- rehabilitasyon programini uygularken nöroterapatik yaklasimlar, egzersiz, manuel tedavi yöntemleri, fiziksel, elektroterapi ve mekanik ajanlar, fonksiyonel aktivite egitimi ve mesleki rehabilitasyon yaklasimlari gibi yöntemlerden yararlanirlar. Gerekli durumlarda yardimci, adaptif, destekleyici ve koruyucu ekipman, cihazlar ve araç/gerecin tasarimini ve takiben günlük yasam aktiviteleri sirasindaki kullanimini bizzat gözlemleyip egitim vererek yardimci olurlar. Herhangi bir neden ile kolunu yada bacagini kaybetmis kisileri fizyoterapi yöntemlerinden yararlanarak protez (suni uzuv) uygulanmasina hazirlar, hastaya uygun protezin tasarimi ve protez ile rehabilitasyonunda görev alirlar.

Tibbin pek çok alanina (Nöroloji, ortopedi, pediatri, kardiyoloji, gögüs hastaliklari, fiziksel tip ve rehabilitasyon, jinekoloji, üroloji, romatoloji, psikiyatri gibi) hizmet veren fizyoterapistler, zamanla toplumun degisen gereksinimlerine göre çesitli alanlarda özellesmislerdir. Dünya Fizyoterapistler Birligi Avrupa Bölgesi'nin Fizyoterapi'de mezuniyet sonrasi egitimi konusunda her yil gerçeklestirdigi toplantilar kapsaminda özellesmis fizyoterapistlerin profili de çizilmis ve Avrupa Birligi ülkelerinde yayginlastirilmistir. Geçtigimiz yüzyilda fizyoterapideki önemli bir gelisme fizyoterapinin hastane temelli uygulamalarin yani sira hastane disina tasinmasidir. Özellikle endüstriyel alanda rehabilitasyon çalismalari, ev ve is ortaminda yapilan ergonomik düzenlemeler ve toplum temelli rehabilitasyon hizmetleri, saglikli ve özürlü kisiler için spor ve rekreasyonel aktivitelerin organizasyonu, özürlü kisilerde fonksiyonu kisitlayan, çevresel ve mimari engellerin düzeltilmesi ve fiziksel uyum için egitim, fizyoterapistlerin önemli aktiviteleri ve sorumluluklari arasina girmistir. Fizyoterapistler ayrica yönetim ve organizasyona dayali hizmet planlama, sekillendirme, hizmetin verilisi, devamliligi ve kaynaklarin etkin kullanimi konularinda da basarili çalismalar yapmaktadirlar.

Türkiye'de fizyoterapistler dünyadaki meslektaslari gibi mezuniyet sonrasi bilim uzmanligi ve doktora çalismalari yapmakta, doçent ve profesör olabilmekte, fizyoterapi-rehabilitasyon yüksekokullarinda ögretim elemani olarak görev yapabilmektedirler. Ancak çalisma kosullari, görev-yetki ve sorumluluklari bakimindan hak ettikleri seviyeye bir türlü ulasamamislardir. Özellikle meslek yasalarinin olmayisi, çalisma kosullarini zorlastirmakta ve magduriyete yol açmaktadir. Dünyada ve Avrupa Birliginde yaygin olan uygulama, hekimin gördügü ve tanisini koydugu hastanin o hekim tarafindan fizyoterapiste gönderilmesidir. Söz konusu hekim herhangi bir branstan olabilecegi gibi aile hekimi de olabilmektedir. Maliyet etkinligi bakimindan da önemli olan bu çalisma kosulu, ulusal fizyoterapi-rehabilitasyon giderlerini önemli ölçüde azaltmaktadir. Dünyanin gelismis ülkelerinde saglik politikalari kapsaminda fizyoterapi-rehabilitasyon hizmetleri yapilandirilirken hizmetin kalitesinin arttirilmasi ve devamliligi üzerinde yogunlasilmakta, hasta haklari ve hastanin yararina olabilecegi düsünülen çözümlemelere yer verme çabalari görülmektedir.

Dünyadaki tüm ulusal fizyoterapi derneklerini ayni çati altinda toplayan ve temsil eden Dünya Fizyoterapistler Konfederasyonunun misyonu dünya fizyoterapistlerinin birbirleri ile iletisimini, bilgi ve deneyim alisverisini saglamak, fizyoterapi egitimi ve uygulamalarini, standardi yüksek arastirmalar ile güçlendirmek, sosyal ve egitim amaçli kongreler ile meslegin gelisimini bilimsel ve yasal açilardan desteklemektir. Dünya Fizyoterapistler Konfederasyonu yayinladigi bir dizi bildirgeyle egitim-arastirma ve uygulamalarda uluslar arasi yüksek bir standart olusturmayi amaçlamistir. Söz konusu bildirgelerden en önemlisi mesleki otonomidir. Buna göre Fizyoterapistler sagligin iyilestirilmesi, koruyucu fizyoterapi, bakim ve fizyoterapi hizmetlerini kendi bilgi ve yeterlilikleri içerisinde, mesleki muhakeme yeteneklerini özgürce kullanarak uygulayabilme hakkina sahiptirler. Fizyoterapistlerin mesleki kararlari isveren veya diger meslek mensuplari tarafindan kontrol edilemez ve/veya kisitlandirilamaz. Mesleki unvanin korunmasi ile ilgili bildirgeye göre fizyoterapi hizmeti yalnizca fizyoterapistler tarafindan veya fizyoterapistin direktifi ve gözetimi altinda yapilabilir ve bu hizmet degerlendirme, fizyoterapi tanimlamasi, fizyoterapi yaklasimlarinin belirlenerek planlanmasi, uygulanmasi ve yeniden degerlendirmeyi kapsar. Hekimler ile iliskiler konusundaki bildirgede ise fizyoterapiste gönderilen sevklerde, bu sevkin fizyoterapide neler yapilacagini degil, yeterli tibbi bilgiyi içermesinin uygunlugu belirtilmektedir.

Dünyanin ve Avrupa Birliginin standardi yüksek fizyoterapi-rehabilitasyon yüksekokullarindaki egitime esdeger egitim veren yüksekokullara ve bilimsel ve mesleksel olarak çagdas bir alt yapiya sahip olan ülkemizde gelecegin meslegi olarak gördügümüz fizyoterapistlik mesleginin yasal açilardan da çagdas düzeye ulasmasini diliyoruz.

Güncel Saglık Haberleri

25 Tem 2014
SUT TA DEGISIKLIK

25 Temmuz 2014  CUMA Resmî Gazete Sayı : 29071 TEBLİĞ Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ MADDE 1- 24/3/2013 tarihli ve 28597 sayılı Resmî Gazete’de...

Read more
15 Tem 2014
Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (FTR) Taban Puanları

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon FTR Taban Puanları 2013 Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (FTR) bölümü Türkiye’de en fazla tercih edilen bölümler arasında yer alıyor. Kontenjanının tamamen dolu olması ve yüksek taban puanları ile ...

Read more
07 Tem 2014
Akıllı telefonlar 'fıtık' ediyor
Akıllı telefonlar 'fıtık' ediyor

Son yıllarda hastalık haline gelen her an ve herortamda baş öne eğik uzun saatler akıllı telefon ve tablet kullanmak boyun fıtığını tetikliyor. Saatlerce hareketsiz kalmak ve masa başı çalışmak ise bel...

Read more
30 Haz 2014
Rehabilitasyon merkezlerinde Damar izi kimlik doğrulama uygulanacak
Rehabilitasyon merkezlerinde Damar izi kimlik doğrulama uygulanacak

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde Damar izi kimlik doğrulama sistemi uygulanacak

Read more
13 Haz 2014
Sağlıkçıyı koruyan bir kanun yok mu?

Başbakanlık Genelgesi’nde bu bilgiler yer alırken, Sağlık Çalışanlarının SABİM ve BİMER ile adete çifte kıskaca alındığına da değinen Doğruyol şunları söyledi: “SABİM ve BİMER ile sağlık çalışanları adeta ikili kıskaca...

Read more
13 Haz 2014
Sağlık Personeline Lisans Tamamlama Meclise sunuldu

4- Usul ve esasları YÖK belirleyecek3- Eğitim, uzaktan eğitim yoluyla verilebilecek.2- Sağlık Bakanlığı çalışanlarına öncelik verilecek.1- Tamamlama eğitimi verilecek alanlar YÖK tarafından belirlenecek.Bu maddeye göre,“GEÇİCİ MADDE 68- Bu maddenin yürürlüğe...

Read more
12 Haz 2014
Egzersizin vücudumuz için önemi nedir?

Omurga uzmanları, fiziksel aktivitenin bel ağrılı kişiler için önemli olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu broşür, ağrınızı kontrol ederken nasıl aktif kalacağınızı ve bel ağrınızın tekrar ortaya çıkmasına karşı...

Read more
12 Haz 2014
Huzursuz bacak sendromu

Huzursuz Bacak Sendromu’nun toplumun önemli bir bölümünü ilgilendirdiğine dikkat çeken TOBBETÜ Hastanesi nöroloji uzmanı Dr. Esra Mıhçıoğlu, kadınlarda daha sık görülen HBS’nun belirtilerinden tanı konulmasına, nedenlerinden tedavi sürecine ve yapılan araştırmalara...

Read more
11 Haz 2014
Büyük İllerde Özel Sağlık Sektörüne Kadro AÇILMAYACAK

Müezzinoğlu, "Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Konya'ya özel sektöre yeni yatak kapasitesi veya kadro açamayacağımızı buradan bilmelerini isteriz." dedi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye SağlıkEnstitüleri Başkanlığı kurulacağını belirterek "İlk aşamada 6 enstitü kuracağız. Bu yıl sonuna kadarTürkiye Kanser Enstitüsünü ve Türkiye SağlıkAkreditasyon Enstitüsünü kurmuş olacağız" dedi.Müezzinoğlu, Maliye...

Read more
10 Haz 2014
Çocuklarda omurga eğriliği pek çok sağlık sorununa neden oluyor
Çocuklarda omurga eğriliği pek çok sağlık sorununa neden oluyor

Çocuk öne eğildiğinde omurgadaki eğrilik fark edilir ve çekilen filmlerle eğriliğin yeri ve derecesi belirlenir. Bu çocuklar genellikle sağlıklıdır ve sadece çok ileri eğriliklerde kalp, akciğer gibi iç...

Read more

Fizik Tedavi Ve Saglık İle İlgili Videolar

Rehamer Fizik Tedavi Merkezi

Sosyal Paylasım

Saglık Aktuel

Manul Fizyoterapi

| Tasarim zkan AKIR |
Yayinlanan yazilarin izin alinmadan kopyalanmasi ve kullanilmasi 5846 sayili Fikir ve Sanat Eserleri Yasasina gre sutur.